30 Aralık 2007
Sitenizden Para Kazanmak İçin Neden Google Adsense Kullanmalısınız?

Bu yazımda internet sitesi sahipleri ve blog yazarları için para kazanma amacıyla neden Adsense kullanmaları gerektiğini bazı temel maddelere değinerek açıklamaya çalışacağım.
Aslında Adsense bana şu ana kadar sadece $22,500 kazandırdı.
Bu rakam çokta kötü değil. Yaklaşık 3 senedir Adsense kullandığım ve ilk başlarda günde sadece $0.2 civarında para getirdiği düşünülürse küçük bir başarı olarak bile görülebilir bazıları tarafından. Bloglardan para kazanmak için Adsense en iyi yöntem olmasa bile aşşağıda sayacağım maddeleri göz önünde bulundurarak kullanmanızı tavsiye ederim.
Google Adsense’i Sitenizde Kullanmanız İçin 9 Neden
1. Uluslararası Trafik - Eğer sizin siteniz veya blogunuz Türkiye dışından da ziyaretçi alıyorsa, bu ziyaretçilere uygun reklam yayınlamanız normal şartlarda zordur. Örneğin benim sitelerimden biri olan fotopasaj.com fotoğraf üzerine bir site, burada Almanya’dan ve Amerika’dan da yüzlerce kayıtlı üye bulunmakta. Ben sadece X Fotoğraf şirketinden reklam alsaydım, diğer dillerde girenlerin bu reklamlara tıklama olasılığı yoktu. Fakat Adsense sayesinde diğer ülkelerden gelen ziyaretçilere uygun reklamları google seçiyor ve onların dillerinde gösteriyor. Böylece siz para kazanmaya devam ediyorsunuz. Çünkü google’ın gerçekten çok büyük bir reklam veren kitlesi var ve bunu çok güzel kullanıyor.
2. Çok Kolay Kurulum - Üç sene önce adsense kullanmaya başladığımda bu programın değişik özelliklerini test ediyordum. O zamanlar çokda anlamıyordum bu reklam olayından. Yinede Adsense bana çok kolay geldi ve kodunu google’dan aldıktan 1dk sonra sitemde reklamları görmeye başladım. İlk zamanlar Adsense’de bu kadar çeşitlilik yoktu, reklamın boyutu sitemize göre seçip, renkleriyle oynayabiliyorduk sadece. Şimdi bir çok yardımcı araç, internette reklamları nasıl yerleştirdiğimizde neler olacağını öğrenebileceğimiz yazılar, adsense hakkında birçok ipucu(şu anda okuduğunuz gibi ;D ) bulunmakta. Şu anda halen Adsense bence herkes için en kolay gelir kaynağıdır. Bu işe yeni başlayacak bir çok amatör içinde en başarılı çözümü sunacağından eminim.
3. Geniş Müşteri Portföyü - Google’a reklam veren şirketlerin sayısı ülkemizde bile binlerce, uluslararası olaraksa milyonlarca. Tüm bu şirketlerin sizin sitenizde reklamlarını göstermek ise yaklaşık 1 dakikalık bir uğraş gerektiriyor. Google Adsense sitenizin başvurusunu kabul ettikten sonra verilen kodu sitenize ekliyorsunuz ve sitenizin içeriğine uygun olarak belirli alanlardaki şirketlerin reklamları sizin sitenizde çıkıyor. Tüm bu şirketleri sizin kendi başınıza bulmanız ve sizin sitenizde reklam vermeye ikna etmeniz, bunlardan da aylık düzenli para almanız kesinlikle başka bir yöntemle olası değildir.
4. İçerikle Uyumlu Reklamlar - Adsense’deki en başarılı özelliklerden biri elbette sizin sitenizin içeriğini anlayıp, reklamları buna göre göstermesidir. Örneğin siz bir ev hanımısınız ve bebeklerle ilgili bir blog (internet günlüğü) yazıyorsunuz. Sitenizde Efes Pilsen’in reklamları çıksa ne kadar mantıklı olurdu? Ama Google Adsense sitenizin bebekler hakkında yazılar içerdiğini görüyor ve bebeklerle ilgili şirket ve ürünlerin reklamlarını gösteriyor. Böylece sizin okuyucu kitleniz hem o reklamlara daha çok tıklıyor ve konuyla ilgili farklı içeriklere de ulaşmış oluyor. Bildiğiniz gibi Adsense’te reklamlarınıza ne kadar çok tıklanırsa sizde o kadar çok kazanırsınız.
5. Bir Kere Ayarlayın ve Unutun - Bir çoğumuz sadece sitemize yazılar yazmakla meşgul olmak ister, her gün reklamları ayalamak, yeni reklam verecek şirketlere telefon açmak, ürünlerin ne kadar komisyon alacağımızı düşünüp o ürünü sitemizde tanıtmak bir çok kişi için zor ve gereksiz bir süreçtir. Adsense sizin üstünüzden tüm bu yükleri alıyor. Bir kere kodunuzu siteye yerleştiriyorsunuz ve tüm bunları Adsense sizin yerinize hallediyor. Siz o sırada sadece sitenize daha güzel içerik eklemekle meşgul olun yeter. Emin olun orjinal içerik (okuduğunuz bu yazı gibi) her zaman Google tarafından ödüllendirilir. Sizin benim yazdığım bu yazıyı başka bir blogda kopyalamanız size fazla birşey katmayacaktır. Bu yüzden reklamlarla değil kendi orjinal içeriğinizle ilgilenmeniz size para kazanma yolunda da büyük başarı sağlayacaktır.
6. Minimum Ziyaretçi Sayısı Engeli Yok - Eğer bir şirketten reklam almak isterseniz, size ilk soracağı soru sitenizin günlük kaç ziyaretçi aldığıdır. Eğer bu işe yeni başlıyorsanız çoğu şirket sizinle ilgilenmeyecektir bile. Fakat Adsense’de böyle bir sınırlama yoktur. Günde 3 kişi bile sitenize giriyor olsa Adsense bundan şikayet etmeden onlara uygun reklamları gösterecek ve tıkladıklarında hesabınıza paranızı yatıracaktır.
7. Diğer Reklam Programlarıyla Birlikte Kullanılabilir - Adsense’e ilk başladığım yıllarda başka reklam programlarıyla birlikte kullanılmaması yönünde bir çok kural bulunuyordu. Şu anda bunların bir çoğu kaldırıldı ve birçok başka reklam programını Adsense’le birlikte kullanabiliyorsunuz.
8. Farklı Reklam Formatları - Eğer bir şirketten hiç reklam almaya kalktığınız zaman size belirli bir banner verir ve sürekli bunu göstermek zorundasınızdır. Adsense’de sitenize uygun boyutlarda reklam formatlarını seçebilirsiniz. Yazı formatı, resim formatı veya video formatı gibi seçenekler sizi bekliyor.
9. Güvenilir Ödeme - Bir çok reklam programında veya reklam alacağınız şirketlerde ilk soracağınız soru “Peki ödemeyi yapacaklar mı?”. Az çok bu işlerle ilgilenmişseniz veya duymuşsanız özellikle Türkiye’de bu konuda bir şirkete güvenmek oldukça zordur. Fakat Google Adsense sözkonusuyken böyle şeyler düşünmenize gerek kalmıyor. Google dünyanın en büyük şirketlerinden biri ve ödemeleriniz bankanıza saat gibi dakik, her ay yatırılıyor. İlk yıllarda google banka çeki yolluyordu ve bunu bozdurmak masraflı oluyordu. Şu anda banka hesabınıza YTL olarak yatırıyorlar ve size sadece harcaması kalıyor.
Eğer hala Adsense’e üye olmadıysanız, sitenin yanında bulunan “Bu sayfa Google Adsense’i tavsiye ediyor” tuşuna basarak üye olabilirsiniz. Bunu yapmadan önce sitenizin bir adresi olması gerekiyor. Eğer hala bir blog açmadıysanız ücretsiz olarak blogspot.com gibi sitelerden bir üyelik alabilirsiniz. Ücretsiz servisleri pek önermediğimi Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırsınız yazımda açıklamıştım.
Sizde Adsense’le ilgili görüşlerinizi ve sorunlarınızı bu yazıya yorum yaparak bildirebilirsiniz. Bu makalede tabiki Adsense’in tüm yönlerini inceleyemedik, bazı olumsuz yönleride bulunuyor elbette. Bunlarıda başka bir yazıda anlatabilmek ümidiyle.
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım
- Para Kazanmanın Gizli Formülü
- O Bir Gün Asla Gelmez
- Para Kazanmak ve Mutluluğa Ulaşmak Arasındaki Denge
- Evinizden Çalışarak Para Kazanmak Size Uygun mu?
Gönderilme 4:28 pm | Yorumlar (3)
27 Aralık 2007
Sözlerinizi Hayata Geçirin

Tutulmamış sözler sizin kariyeriniz boyunca yapacağınız en büyük hataların başında gelir. Tutulamayan sözler sorun yaratır çünkü:
- Tutulmamış sözler sizin ağzınızdan çıkan kelimelerin değerini düşürür. İnsanlar siz birşeyi yapacağınızı söylediğinizde buna itimat etmek isterler. Eğer topu sık sık elinizden düşürüyorsanız insanlar size daha az itimat edeceklerdir. Bu özelliğiniz daha çok duyulacak, bir çok iş size artık gelmeyecektir.
- Tutulmamış sözler çevrenizdekileri ve çalışma arkadaşlarınızın moralini düşürecektir. Eğer sürekli aynı hataya düşüyorsanız, insanlar sizi projelerine, takımlarına, aralarına almaktan kaçınmaya başlayacaktır. Eğer bunlardan birinin içinde değilseniz, çalışmıyorsunuz demektir. Kısa bir süre sonra bu işten ayrılırsınız. Benzer şekilde sorumluluk ve katkı gereken işlerde başarılı olamazsınız.
- Tutulmamış sözler sizin kendinize olan güveninizi olumsuz etkiler. Bazen neden sorunların bizim başımıza geldiğini anlayamayız. Yinede başarısızlık çoğu zaman kendi içimizde sorunların oluşmasına ön ayak olur ve bunun devamı, siz birşeyler yapmazsanız, gelmeye devam eder.
Bir anlaşmaya vardınız, ama maddelerden sadece bir kısmını mı yerine getirdiniz? Ailenizden birine bir yemek sözü verdiniz, ama bir türlü o yemeğe vakit bulamadınız mı? Şöyle dediniz,” Tamam, sana borcum olsun” veya öyle geçiştirdiniz. Zamanında bitirmeniz gereken şeyler hala bitmedi mi? Eğer bunlardan birine evet dediyseniz, siz sözlerinizi tutmuyorsunuz demektir. Bu yazıda kısaca belirtmek istediğim şu ki: verdiğiniz sözlerin arkasında durun, eğer bunları gerçekleştiremezseniz bu hem sizin adınıza yansıyacak hemde geleceğinizi kötü yönde etkileyecektir.
- Yapmak için söz verdiğiniz şeyleri unutmayın.
Bunun için en iyi yol, bir yere yazın! Bunları yapmaya başladığınızda yine listeler oluşturarak yol haritanızı belirleyin. Sorumlu olduğunuz konuları bir yerde toplamak her zaman işe yaramıştır. Böylece , başka şeyler dikkatinizi dağıttığında, daha önemli bir iş çıktığında veya sadece eğlendiğiniz için bunları tamamiyle unutmamış olursunuz. - Sizden ne istendiğini net olarak öğrenin. Sizin ve birlikte çalıştığınız insanların, senkronize olduğunuzdan emin olun. Ne istediğiniz ve insanların sizden beklentilerinin uyuşmasını sağlayın, gerekli durumlarde kendinizi ifade edin, gerekli durumlarda kendinizi geliştirin.
- Kapasitenizin altında söz verin. Çoğu işte “Sözünü az ver, işini fazladan yap” tekniği başarıya ulaşır. Çoğu zaman başlangıçta öngörülen işten daha fazlasını yapmanız gerekir. Bu yüzden bir önem sırası yapıp, sonlara gelemeyebilirsiniz. Önceden nelerin kritik olduğunu öğrenmek, her zaman size yardımcı olacaktır. Gereksiz detaylar üzerinde zaman kaybetmemeniz gerekir.
- Konuşmalarınızda “Söz verdiğimiz gibi” etiketini yapıştırın. Bitirmeye yakın email yazarken veya projenin üstünden geçerken, verdiğiniz sözleri yerine getiriyor olduğunuzu vurgulayın. Örneğin, “Daha önce konuştuğumuz şekilde sitenin alt yapısı incelenecekti, söz verdiğimiz gibi tamamlandı rapor ekte gönderilmektedir.”
- Eğer bir projeyi zamanında yetiştiremediyseniz veya başka bir şeye ağırlık vermeniz gerekiyorsa, yeniden oturup konuşun.
Biraz diplomasiye ihtiyacınız var, mesajınızı nezaketle iletin, işlerin değişime uğradığı hakkında bir yargı oluşturun. Bütünlük sağlayabilirseniz puan kazanırsınız, gözünüzü toptan ayırmayın yeter.
Gönderilme 1:19 am | Yorumlar (2)
24 Aralık 2007
Blog Müşterilerinizin Hedefleri Neler?

Blog müşterilerinizin hedeflerini anlayabiliyormusunuz?
Durun bir dakika, “müşteri” mi dediniz? Eğer sizde diğer blog yazarları gibiyseniz, “ziyaretçiler”, “aboneler”, “sayfa gösterimi” gibi kelimelere daha aşina olmalısınız. “Müşteri” kelimesi size pek doğal gelmemiş olabilir.
Ama eğer birşeyler satıyorsanız, bazı servisleri öneriyorsanız yada sadece köşeye reklamlar koyduysanız, bir iş yapıyorsunuz demektir. Eğer bir iş yapıyorsanız sizin müşterileriniz VAR demektir.Bu nedenle eğer kazandığınız parayı arttırmak istiyorsanız öncelikle müşterilerinizin ne istediğini tam olarak anlamalısınız.
Ben müşteri pskolojileri üzerine uzun sayılmasada deneyim kazandığım bir geçmişe sahibim. Bu deneyimime göre, diğer binlerce işte olduğu gibi, sağlam hedefleri daha net görebilmek için bir liste hazırladım.
Bunları anlarsanız, müşterilerinizide anlayacaksınız.
İnsanlar sahip olmadıkları şeyleri isterler.
İnsanlar sürekli hak ettikleri veya hak ettiklerini düşündükleri şeyleri elde etmek için uğraşırlar. Modern toplumda, her gün sürekli biraz daha fazlasını beklenti olarak belirlerler.İnsanlar şunları elde etmek isterler:
- Zaman
- Konfor
- Para
- Popülerlik
- Övgü
- Kazanmanın Gururu
- Kendine Güven
- Güvenlik
- Özgürlük
- Eğlence
- Prestij
- Zevk
- Sağlık
- İyi Görünmek
- Özel Olmak
- Ego Tatmini
- İşte Yükselme
- Sosyal Hayatta Yükselme
İnsanlar elde ettikleri şeyleri kaybetmek istemezler.
Nasıl ellerinde olmayanı alma arayışındalarsa, insanlar elde ettiklerinide kolay kolay bırakmak istemezler. Bu yukarıdaki listedekilerin herhangi birini kaybettiklerinde bu güçlü bir motivasyon yaratır.
İnsanlar hoş olmayan şeylerden sürekli kaçınırlar.
İnsanların elde etmeye çalıştıkları şeyler gibi, güçlü bir motivasyon yaratan başka şeylerde hoş olmayan şeylerin başlarına gelmesidir. İnsanlar şunlardan kaçınır:
- Utanç
- Diğerlerini Karşısına Almak
- Diğerlerinin Baskısı Altında Kalmak
- Popülerliğini Yitirmek
- Acı
- Eleştiri
- Risk
- İş
- Efor
- Rahatsızlık
- Endişe
- Şüphe
- Suçluluk Duygusu
- Sıkıntı
İnsanlar değişik şekillerde tatmin olurlar.
İnsanlar farkında olmasalarda kendilerini tatmin eden şeylerin tam olarak belirli veya duygusal sebepleri vardır. İnsanlar aşşağıdaki şekillerde tatmin olabilirler:
- Kendi benzersiz özelliklerini anlatabildiklerinde
- Bir konu hakkında akıllarındaki soruları cevaplayabildiklerinde
- Ruhsal açlıklarını fiziksel, duygusal veya dinsel olarak doyurduklarında
- Bir kahraman gibi hissettiklerinde
- Karşı cinsi cezbettiklerinde
- Kendileri hakkında güzel şeyler söylendiğinde
- Kendilerini geliştirdiklerinde
- Kendileri için değerli insanların şevkatini aldıklarında
- Sosyal bir çevre tarafından kabul görüldüklerinde
- İş yerinde başarıya ulaştıklarında
- Kendilerini daha güzel veya daha zeki yapabildiklerinde
- Diğerlerini etkileyip, biraz popüler olduklarında
- Amaçlarını gerçekleştirdiklerinde
- Eğlendiklerinde veya oyun oynadıklarında
- Birşey yarattıklarında
- Zengin olduklarında veya para kazandıklarında
- Birşey için ödüllendirildiklerinde
- Kendilerini kötü şeylerden koruyabildiklerinde.
İnsanlar değişik şekillerde görünmek isterler.
Herkes kendini pozitif bir ışık gibi görmek ister. Ayrıca, başkalarının kendileri hakkında ne düşündükleride onlar için çok önemlidir. Öylese insanlar aşşağıdaki gibi gözükmek isterler:
- Akıllı veya becerikli
- Birşey hakkında en iyi veya ilk
- Eşsiz, benzersiz
- Yaratıcı, bir alanda veya genel olarak
- İyi bir aile olarak
- Etkili
- Başvurulacak biri olarak
- Güncel, iyi eğitimli olarak
- Girişken, sosyal
- İş bitirici
- Bağımsız
- Popüler, sevilen
- Bir grubun vazgeçilmezi
Bu liste sizin birşeyleri yaratmanızda veya satmanızda yardımcı olabilir. Yinede, rastgele bir hedef seçip, bunu şu anda yapmakta olduğunuz işe adapte etmeye çalışmanızı çok önermiyorum.
Bir çok servis veya ürün kendiliğinden bir hedefi belirtir. Eğer ürününüzün verdiği doğal mesaj çerçevesinde hedefler belirler ve bunlar üzerinde yoğunlaşırsanız çok daha başarılı olacağınızdan eminim.
Ayrıca, müşterilerinizi hedeflerine ulaştırıken bunu çok yaygara çıkarmadan yapın. Onlar kendilerinin bu hedefe ulaşmak için doğru hamleleri yaptıklarını düşünmeleri daha olumlu olacaktır.Her zaman müşterilerinizin duygularını önemseyerek hareket edin, doğru kararları verdiklerinden şüphe duymamalarını sağlayın.
Kaynaklar: Direct Creative, ProBlogger
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- Her Gün Daha Verimli Çalışabilmek İçin 10 İpucu
- O Bir Gün Asla Gelmez
- Sitenizden Para Kazanmak İçin Neden Google Adsense Kullanmalısınız?
- Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım
- Tüm Gün Enerjik Olmanızı Sağlayacak 3 Adım
Gönderilme 10:38 pm | Bir Tanecik Yorum Var
23 Aralık 2007
Para Kazanmanın Gizli Formülü
Uzunca bir aradan sonra tekrar yazılarıma devam edeceğim, bu ara için sizden özür diliyorum. Neden ara verdiğimin detaylarına girmeyeceğim. Bu süre zarfında sizden birçok mail ve yorum aldım, bunlar için öncelikle teşekkür ederim. Bunların büyük çoğunluğu blog yazarak veya başka yollarla internetten nasıl para kazanılacağını soran sorular içeriyordu. Motivasyondan, yemeklerden, zinde olmaktan değil, sürekli para kazanmakla ilgili yazılar yazmam istendi. Birçok kişi internetten para kazanmanın formülünü sorar gibi sorular sordu.
Gizli Bir Formül Yok
Bazı insanlar varki, para kazanmak üzerine her türlü yazıyı okuyor, aynı başlıktaki kitapları alıp kurcalıyor, para kazanmanın formülünü bulma ümidiyle ordan oraya koşturuyorlar. Onların kalbini kıracak belki ama, internetten para kazanmanın gizli bir formülü yok.
Diyet sektörüne bir göz atalım. İnsanlar diyet programlarına milyarlaca para harcıyorlar, kitaplar, videolar ve benzeri bir çok yan dalda insanlar onlara kilo verdirecek gizli bir formül arayışındalar. Formül gizli değil ve bir kaç kelime ile özetlenebilir; daha az ye, daha çok hareket et. Çok basit değil mi? Bu basit formülü kavrayana kadar daha kaç tane video seyretmeniz, daha kaç tane kitap okumanız gerekiyor?
İnternetten para kazanmakta bu kadar basitçe özetlenebilir; ziyaretçi çek, reklamları iyi ayarla. İşte, size internette zengin olmanızı sağlayacak gizli formül. Size bundan önce yazdığım ve bundan sonra yazacağım bu konu hakkındaki yazıların hepsi ya daha çok trafik çekmenizi ya da reklamları daha iyi ayarlamanızı sağlayacak niteliktedir. Eğer iyi bir ziyaretçi trafiği çekebiliyor ve reklamlarınızı ziyaretçi kitlenize göre ayarlayabiliyorsanız, zengin olmak için iyi bir yolda ilerliyorsunuz demektir.
Arada yazdığım motivasyon ve kişisel gelişim yazılarından sıkılan arkadaşlar içinde şunu söyleyim, birincisi bence para kazanmak sadece formülle değil sizin gelişiminizlede alakalıdır, ikincisi bu yazılar siteye iyi bir trafik kazandırmaktadır. Yani bundan sonra bu yazılar devam edecektir, desteğiniz için tekrar teşekkürler.
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- Para Kazanmak ve Mutluluğa Ulaşmak Arasındaki Denge
- Sitenizden Para Kazanmak İçin Neden Google Adsense Kullanmalısınız?
- Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım
- O Bir Gün Asla Gelmez
- Blog Müşterilerinizin Hedefleri Neler?
Gönderilme 10:03 pm | Yorumlar (2)
12 Eylül 2007
Sağlıklı İlişkiler Kurmak İçin 10 İpucu

1.Biraz daha az konuşun, biraz daha fazla dinleyin.
Birçok insan kendileri hakkında konuşmaktan inanılmaz zevk alır. Ama burada bizim dikkatli olmamız lazım, sürekli kendi başarılarımızdan veya iniş-çıkışlarımızdan bahsedersek, insanlar bizim egoist yanımızdan rahatsız olacaklardır.
Eğer arkadaşlarınızın sorunlarını dinlerseniz, arkadaşlarınız tarafından her zaman el üstünde tutulursunuz. Bazı insanlar konuşmayı ne kadar domine ettiklerinin farkına varmazlar. Eğer kendinizi sürekli konuşur halde buluyorsanız, filozof Epiktektus’un sözlerini hatırlayabilirsiniz.
“Doğa bize bir dil ve iki kulak verdi, böylece konuştuğumuzun iki katı kadar duyabiliriz.”
2. Hangisi daha önemli, haklı çıkmak mı yoksa uyum sağlamak mı?
İlişkilerde bir çok problemin kaynağı insanların kendi gururlarını koruma çabasındandır. Her zaman son lafı söyleyebilmek için ısrar etmeyin. Sağlıklı ilişkiler anlamsız tartışmaları kazanmak üzerine kurulmaz. Çoğu tartışma kritik bir öneme sahip değildir, bu yüzden yeri geldiğinde geri adım atmaktan çekinmeyin.
3. Dedikodudan uzak durun
Eğer birinin dostluğuna önem veriyorsak, çevrede onun yaptığı hataları sürekli dile getirmemeliyiz. Eninde sonunda onlar bunu duyacaktır. Bunu onlar ortaya çıkarsın veya çıkarmasın, siz ilişkinizi zayıflatıyorsunuz ve kaliteyi gerçekten düşürüyorsunuz. Kimse için dedikodu yapmayın, bilinçaltı dedikodu yapan insanlara karşı güvensizlik duygusunu besler. Aynı şekilde sürekli başkalarını eleştirme ihtiyacı duymayan insanlara daha çok güveniriz.
4. Bağışlayıcılık
Bağışlayıcılık sadece bir klişe değildir, sağlıklı ilişkileri sürdürebilmedeki en önemli faktörlerden biridir. Gerçek bağışlayıcı başına gelenleri unutabilendir. Bugün bağışlamış olabilirsiniz, ama bir kaç hafta sonra bir tartışma sırasında o olay için ne kadar sinirli olduğunuzu söylerseniz, bu gerçek bağışlayıcılık değildir. Biz yanlış yaptığımızda, diğerlerinin bunu affedip unuttuklarında ne kadar takdir ettiğimizi hatırlayın.
5. Ne zaman sessiz kalacağınızı bilin
Eğer arkadaşınız kötü veya işe yaramaz bir fikir danışmak için geldiyse, hemen ona karşı tartışmaya girmeyin; bırakın işleri kendileri düzeltmeye çalışsınlar. Onların hareketlerinden sürekli siz sorumluymuşsunuz gibi hissetmek bir yanılgıdır. Onlara yardım eli uzatabilirsiniz, ama hayatlarını onların yerine yaşayamazsınız.
6. Doğru hareket
Eğer ilişkinizi “ben bundan ne elde edebilirim” perspektifi içerisinde algılıyorsanız, büyük bir hata yapıyorsunuz demektir. Eğer insanlardan biraz çıkar elde etme umuduyla ilişkilerinizi geliştiriyorsanız, bu insanlarında aynı şekilde sizden bir çıkar elde etmeye çalıştığını göreceksiniz. Bu tür ilişkilerde güven eksikliği bulunur ve genelde kıskançlık görülebilir. Ayrıca bu dostlar genelde en çok ihtiyacınız olduğunda ortalıkta gözükmezler. Gerçek arkadaşlıklar ruhsal olarak birbirini destekleyecek şekilde olmalıdır, kişisel çıkarlardan uzak olmalıdır.
7. Birlik olmak
Sağlıklı ilişkilerdeki en büyük sır, gerçekten birlik olduğunuz hissini karşıya da verebilmektir. Bunun için kullandığınız sözcüklere, yaptığınız hareketlere biraz daha özen göstermeniz gerekebilir. Gerçekten birlikte olduğunuz hissi sağlandığında arada kıskançlık ve güvensizlik yaşanmaz.
Örneğin, kendi başarılarınızı herkesle birden paylaşırsanız bunun oluşumuna katkınız olacaktır. Gerçekten bu duyguyu oluşturmak istiyorsanız, insanları küçük görmemeli, sürekli yargılamamalı ve paylaşımcı olmalısınız. Altın kuralı herkes biliyor: “Başkalarına size davranılmasını istediğiniz gibi davranın.” Bu sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur.
8. Mizah
Kendinizi çok ciddi göstermeyin. Gerektiğinde size gülebilmelerini sağlayın. Bu kendinizi aşağılamak olarak değil, egonuzu bırakmak olarak nitelendirilmelidir. Tansiyonun gerildiği durumlarda mizah anlayışı kurtarıcı bir ilaçtır.
9. İlişkiler üzerinde çalışın ama çok analiz yapmayın
Sağlıklı ilişkiler kurmak demek psikiyatri koltuğunda saatler harcamamız gerektiği anlamına gelmez. Diğerlerini değerlendirebilmek için kısa bir zaman ayırmak, önemli günleri olayları hatırlamak yeterlidir. Yeniliklere önem verin ve eski sorunların üzerinde çok durmayın. Birlikte hoşça geçireceğiniz kısa bir zaman ilişkiniz için ne kadar yapıcı olursa, aynı şekilde saatlerce süren tartışmalar o kadar yıkıcı olur.
10. İlgilenmek ve tarafsız olmak
Sağlıklı ilişkilerde insanların beklentilerini doğru analiz etmek ve buna göre hareket etmek yararlı olacaktır. İnsanlar hata yaptığında görmezden gelmek, umursamıyor gibi algılanmamalıdır. Yine insanların bir yola girmesi için çok ısrar edilmesi, sıkça yaşanan bir durumdur. Siz kendi düşündüğünüz yolu arkadaşınıza anlatabilirsiniz, ama o farklı bir yol seçtiğinde de buna sinirlenmemelisiniz.
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- O Bir Gün Asla Gelmez
- İnternet Sizin Verimliliğinizi Gerçekten Yükseltiyor mu?
- Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin
- Her Gün Daha Verimli Çalışabilmek İçin 10 İpucu
- Asla İşe Girmemeniz İçin 10 Neden
Gönderilme 1:34 am | Yorumlar (5)
30 Ağustos 2007
Evinizden Çalışarak Para Kazanmak Size Uygun mu?

Evden Çalışma Rüyası
Kendi evinizin rahatlığında çalışmak, daha güzel ne olabilir ki? Peki tamam, ama bunun gerçekten büyük artı ve eksilerini konuşmak gerekiyor. Bu yazıda size bir bakış açısı kazandıracağını düşündüğüm kilit elementleri aktarmak istiyorum. Hem evde hem de şirkette çalışmış biri olarak konu hakkında bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum.
Evden Çalışmak: Gerçek Dünya, Artılar ve Eskiler
1. Pijamalarınızla çalışmak.
Artı: Bu en iyisi değil mi? Yataktan kalkıp pijamalarınız ve terliklerinizle işlerinizi halletmek. Güzel görünüyor ve gerçekten çoğu zaman güzel oluyor. İstediğiniz zaman istediğiniz giysi ile çalışmak oldukça rahatlatıcı olabilir.
Eksi: Çoğu insan için motivasyon nasıl giyindiğinize bağlı olarak değişir. Evet pijamalarınızla çalışabilirsiniz, fakat bunu bir süre yaptıktan sonra, önce duş alıp, sonra temiz giysiler giydiğinizde daha iyi çalıştığınızı fark edeceksiniz.
2. Patron yok.
Artı: Evet sizin omzunuzun üstünden bakan bir patron olmadığı aşikârdır.
Eksi: Aslında hepimiz bir “patron” sahibiyiz, örneğin
- Blog yazarları okuyucu kitlesini memnun etmek zorunda.
- Evden çalışanlar üyelerini memnun etmek zorunda.
- Pazarlamacılar müşterilerini memnun etmek zorunda.
- Araştırmacılar son kullanıcıyı memnun etmek zorunda.
- Yazarlar, editörlerini, yayın evini ve okuyucuları memnun etmek zorunda.
3. Rahat bir ajanda.
Artı: Bu en güzel faydalardan biri. Ne zaman çalışacağınıza siz karar veriyorsunuz. İstediğiniz zaman mola veriyorsunuz. Doktora mı gideceksiniz, problem değil. Çocuğunuzu mu hasta, onlara bakmak için zaten evdesiniz.
Eksi: Bir şekilde zaman ayırmalısınız, iş bitmek zorunda.(Bkz. O Bir Gün Asla Gelmez) Bu zamanı geceleri veya hafta sonlarını kullanarak yapabilirsiniz. Ama evi ve işi dengelemek oldukça zorlayıcı olabiliyor. Evde çalışmalarınıza ekstra zaman ayırdığınızda, aileniz varsa aranızda gücenmeler, küskünlükler oluşmaya başlayabiliyor. Eğer tek yaşıyorsanız bu biraz daha az etkili oluyor, ama yinede kendi özel hayatınızın zarar görmesine neden olacaktır. Bu yüzden ev ve iş hayatı arasındaki çizgileri çok iyi belirlemeniz ve buna sağdık kalmanız gerekiyor. Ne yazık ki bu tahmin ettiğiniz gibi kolay olmuyor.
4. Ofis dedikoduları yok.
Artı: Zam almak için yalakalık yapmanıza gerek yok. Kendi zammınızı kendiniz yapabilirsiniz. Ofisteki konuşmalara yabancı kalmamak için Kurtlar Vadisi veya Yaprak Dökümü seyretmenize gerek yok. Ama..
Eksi: Bu sebepler sizin rakiplerinizi nasıl öne geçirdiğini göreceksiniz. Müşterilerinizi, üyelerinizi, okuyucularınızı, fırsatları kaybedebilirsiniz, çünkü ilişkileri geliştirmek için yeterince çalışmıyorsunuz. Politika kötüdür veya iyidir diyemeyiz, o öyle bir şeydir.Ama sonuç olarak çalışmaya çok da can atmadığınız insanlarla çalışmak zorundasınız.
5. Limitsiz gelir şansı.
Artı: Şirketteki gibi yükselmek için yıllarca beklemenize gerek yok. İşinizdeki beceri ve kaliteniz sizin gelirinizi belirleyecektir. Sıkı ve akıllıca çalışırsanız gerçekten geliriniz çok yüksek rakamlara ulaşabilir.
Eksi: Bu hiç kolay değil. Akıllıca tasarlanmış bir iş planı yapmanız gerekiyor. Bu planınızı karşınıza her an çıkabilecek zorluklara karşı tekrar uyarlamanız gerekecektir. Bu yüzden çok düzenli, organize ve odaklanmış bir şekilde çalışmalısınız. Başlangıçta bunlar çok zor gelebilir, ayrıca sigorta, emeklilik ve maaş gibi önemli şeylerden yararlanamayacaksınız.
6. Kimse sizi rahatsız etmez.
Artı: Geveze ofis arkadaşlarınız artık sizi rahatsız edemeyecek, verimliliğinizi düşüremeyecek. Her gün yapılan gereksiz toplantılara da katılmak zorunda olmayacaksınız.
Eksi: Gerçektende tek başınıza kalmanız ve rahatsız edilmemeniz oldukça zor. Aileniz veya ev arkadaşınız sürekli sizinle olacaktır. Hafta sonu siz çalışmaya çalışırken onlar evde eğleniyor olabilir veya gece çalışmak istediğinizde rahatsız olup size sinirlenebilirler. Eğer çocuklarınız varsa bunu unutun gitsin, özellikle küçük yaşlarda. Bu gerçekten zorlu bir süreç ve limitlerinizi, sınırlarınızı iyi belirlemeniz gerekiyor.
Eğer tek başınıza yaşıyorsanız bu seferde izolasyon problemi ortaya çıkacaktır. Bu sefer danışmak istediğinizde veya yardım almanız gerektiğinde yanınızda pek kimse bulamayabilirsiniz. Bu tür yardımlaşmaya dayalı ilişkiler kurmanız ve bunları sıcak tutmanız gerekecektir. Kimse tek başına bir ada gibi ayakta duramaz, gerektiğinde takım çalışması ve yardımlaşma yapılmalıdır. İzolasyondaki diğer problem kendi motivasyonunuzu kendiniz sağlamalısınız. Her ne kadar inkâr etsek bile bazen birilerinin bizi zorlamasına ihtiyaç duyarız. Patron olmadan, baskı olmadan bunu kendi kendinize uygulamanız gerekecektir. Evet zorlamalar bazen motivasyon amaçlı kullanılabilir.
7. Bir kaç saat çalışacağım, daha kolay olur.
Artı: Belki gerçekten az çalışarak işlerinizi halledebilirsiniz yada az çalışmakla yetinebilirsiniz. Kendinizi düşük bütçeyle yaşamaya adapte edebilir ve fazla çalışmaya ihtiyaç duymazsınız.
Eksi: Çoğumuz için bir işi başlatma ve sürdürmek, zorlu bir iş ve uzun çalışma saatleri demektir. Tabii ki bu saatler kendi işiniz içindir ve güzel bir şeydir. Fakat zaman da sizin zamanınızdır ve zaman paraya eşittir. Kendi sevdiğiniz işi yapıyorsanız bu harcadığınız zaman size zor gelmeyebilir. Ama günün sonunda, hiçbir ilerleme kaydedemediğinizde yine “acaba doğru yolda mıyım?” sorusunu kendinize soracaksınız. Hiçbir zaman yolunuzdan sapmamalı ve planınıza sağdık kalmalısınız.
8. Daha yaratıcı fikirler.
Artı: İşin başında siz olacaksınız, işinizdeki tüm kararları siz vereceksiniz. Sizin yaratıcılığınız eğlenceli ve vahşi olabilir. Ama yinede birbiriyle çelişen durumlar söz konusu olacaktır.
Eksi: Para kazanabilmek için birilerini memnun etmek zorundasınız. Bu yüzden yaratıcılığınızı sınırlamak zorunda kalabilirsiniz. Çılgınca fikirlerinizi uygulamaya çalışmak müşterileri, yayın evlerini veya üye şirketlerinizi memnun etmeyebilir. Bu yüzden yaratıcılığınızı gelirinizi yükseltecek şekilde kullanmanız ve sınırlamanız gerekiyor.
9. Sevmediğiniz şeyleri satmaya çalışmıyorsunuz.
Artı: Artık satmak zorunda olduğunuz “ayın ürünü” olmayacak. Belki çalıştığınız şirketi az çok seviyorsunuz, ama ürünlerini satmaya çalışma artık sizi çok sıkıyor.. Yaşasın artık bunlarla uğraşma zorunda değilsiniz.
Eksi: İşiniz ne olursa olsun birşeyleri satmak ve pazarlamak zorundasınız. Asıl sizi başarı ve başarısızlık arasındaki çizgide belirleyecek de budur. Kendi inandığınız ve sevdiğiniz şeyleri satmak daha kolaydır. Eğer yaptığınız işi ve ürünleri sevmiyorsanız, halen doğru iş fikrinizi hayata geçirmemişsiniz demektir. Gerçek “satış” insanlara yardımcı olacak şeyleri verebilmektir. Müşterilerinizin ihtiyaçlarını iyi analiz etmeli ve onlara yardımcı olmalısınız, ancak bu ölçüt çerçevesinde satışlarınızı arttırabilirsiniz.
10. Kâbus gibi müşterilere son.
Artı: Eğer müşteri size garip geldiyse, hizmetinizi anlamıyorsa ya da tipini beğenmediyseniz her zaman “güle güle” diyebilirsiniz.
Eksi: Hiç bir zaman bu tür müşterilerden tamamen kurtulamazsınız. Bu yüzden böyle durumlarla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeniz gerekir.
- Home-office çalışanlar, en iyi üye şirketinizin başına aksi bir müdür geldi ne yapacaksınız?
- Yazarlar, editörünüz her yazdığınız şeyde yanlışlarınızı yüzünüze vuruyor ne yapacaksınız?
- Blogcular, sürekli aşağılayıcı, sorgulayıcı yorumlarla, size karşı yürütülen karalamalarla nasıl baş edeceksiniz?
- Pazarlamacılar, kargoda, paketlemede sorun çıkacak, iadeler, şikayetler olacak, belki size dava açılacak, bunlarla nasıl baş edeceksiniz?
- Araştırmacılar, ürününüzü geliştirmeyi tamamladıktan sonra şirketler, distirübütörler ve pazarlama kanallarıyla ilişki içerisine gireceksiniz. Kontrol, kalite ve güven olgularıyla sürekli baş edebilecek misiniz. Sadece geliştirdiğiniz fikrinizi sattınız, bunun getirisini yeterince alabilecek misiniz, uzun pazarlıklar sizi bekliyor.
Tüm Zorlukları Nasıl Aşarsınız
İki kelime, iş planlaması. Tüm bunlarla başa çıkabilmeniz için yapabileceğiniz en iyi şey bir iş planına sahip olmaktır. Eğer sizi finanse edenlerle paylaşmayacaksanız bunun resmi olması gerekmez. Ama ne kadar detaylı bir plan yaparsanız bu size o kadar yarar sağlayacaktır. Bu konu hakkında internette birçok kaynak bulabilirsiniz.
Son Sözler
Bu makale, evden çalışma rüyanızı gerçekleştirmeye çalışırken, sizin şevk ve kendinize güveninizi kırmak için yazılmadı. Fakat gerçeklerle yüz yüze gelmelisiniz, size burada hem iyi hem de kötü yönlerini göstermeye çalıştım. Böylece rüyanızı gerçekleştirmeye çalışırken ne kadar rahat olacağınızı görmeniz daha rahat olacaktır. Evden çalışmak gerçekten harika bir şey, fakat herkes için değil. Her zaman şunu unutmayın, eğer işler kötü giderse bir gün yine eskiye dönüp birilerinin yanında çalışabilirsiniz.
İlginizi çekebilecek yazılar
- Asla İşe Girmemeniz İçin 10 Neden
- Özel İşlerinizi Pazarlamak İçin Yapmanız Gerekenler
- Kendinize Güvenmenizi Sağlamak İçin 10 Adım
- Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım
- Hayatınızı Tekrar Yönetmeye Başlayın
- Para Kazanmanın Gizli Formülü
- Sitenizden Para Kazanmak İçin Neden Google Adsense Kullanmalısınız?
- 60 Saniyede Nasıl Akıllıca Karar Verebilirim
- Para Kazanmak ve Mutluluğa Ulaşmak Arasındaki Denge
- Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım
Gönderilme 9:31 pm | Yorumlar (26)
27 Ağustos 2007
Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin

Kendi alanlarında başarıya ulaşmış insanlar ortak bir değeri paylaşırlar, onlar işleri hallederler. Bu değere ulaşmak için zekalarını, bağlantılarını, yeteneklerini kullanırlar.
Bu konseptin güzel yanı sonuca ulaşmak için oldukça basit bir yol izlemesidir. Harekete geçme alışkanlığı bunun temelini oluşturur, şimdi harekete geçmenizi ve bunu alışkanlı haline getirmenizi sağlayacak 7 ipucundan bahsedelim.
1. Herşey mükemmel olacak diye beklemeyin. Eğer başlamak için herşeyin mükemmel olmasını beklerseniz, asla başlayamayabilirsiniz. Her zaman hazır olmayan birşeyler olacaktır. Zamanı gelmemiş, pazar oluşmamış veya yapacağınız işte çok rekabet olabilir. Gerçek dünyada başlamak için kusursuz bir zaman yoktur. Harekete geçmeli ve sorunlarla başa çıkmalısınız.
2. İş bitirici olun. Sürekli işleri nasıl yapacağınızı düşünmeyin, onları yapın. İşinizi geliştirecek yeni bir fikriniz mi var? Neden bunu hemen gidip açıklamıyorsunuz. Aklınızda oluşan bir fikir, aklınızda kaldıkça gücünü yitirecektir. Bir kaç gün sonra eski isteğinizi de kaybedeceksiniz. Bir kaç hafta sonra ise tamamen unutmuş olacaksınız. Ama aklınızdakini sürekli harekete dökerseniz, aklınıza çok daha yeni fikirler geleceğini göreceksiniz.
3. Fikirler tek başlarına başarıya ulaşamazlar. Fikirleriniz önemlidir, ama onları gerçekleştirmek daha önemlidir. Gerçekleştirilmiş normal bir fikir, “bir gün” gerçekleştirilmek üzere bekleyen bir düzine mükemmel fikirden daha değerlidir. Eğer gerçekten işe yarayacağını düşündüğünüz bir fikre sahipseniz, bunu gerçekleştirmek için bugün birşeyler yapın. Harekete geçmediğiniz sürece bu fikirle bir yere varamazsınız.
4. Korkularınızı yenmek için hareket enerjinizi kullanın. Kalabalık bir toplulukta konuşma yapacak bir insan için en zor zaman, kendi sırasını beklediği zamandır. En profesyonel insanlar bile bu heyecanı yaşarlar. Konuşmaya başladıkları anda tüm korku ve heyecanları son bulur. Harekete geçmek korkularınızı yenmenin en iyi ilacıdır. Harekete geçmenin en zor yeri, harekete başlamayı beklemektir. Top yuvarlanmaya başladıktan sonra kendinize güveninizi kazanırsınız ve işler daha kolay yürümeye başlar. Korkunuzu yenin ve harekete geçin, kendinize olan güveniniz bunu sağlamlaştıracaktır.
5. Yaratıcılık makinenizi çalıştırın. En büyük yanılgı, yaratıcı bir çalışma yapmak için ilhan gelmesini beklemektir. Eğer yüzünüze ilham yağması için beklerseniz, işlerinizi yaparken çok zaman kaybedersiniz ve belirli bir periyot yakalayamazsınız. Beklemek yerine, yaratıcılık makinenizi siz kendiniz çalıştırın. Eğer bir şey yazmanız gerekiyorsa, kendinizi sıkın ve oturup yazın. Kalem kağıdı alın, düşünün, karalamalar yapın; kalemi hareket ettirdiğiniz anda aklınıza yeni fikirler gelecektir.
6. Anı yaşayın. Şu anda ne yapabileceğinize odaklanın. Geçen hafta ne yapamadıklarınız hakkında kendinizi üzmeyin, yada yarın yapabileceklerinizle. Sizin etkileyebileceğiniz tek zaman, şimdiki zamandır. Eğer sürekli geçmişe veya geleceğe takılırsanız, hiçbir şey yapamadan oturursunuz. Yarın veya sonraki hafta, hiçbir zamana dönüşür.
7. Hemen iş başı yapın. İnsanlar asıl toplantıdan önce aralarında sohbet ederler, küçük tartışmalar yaparlar. Tek başına çalışanlar için de sosyalleşme ihtiyacı nedeniyle, bu durum benzerlik gösterir. Bir işe başlamadan önce email kutunuzu kaç kere kontrol ediyorsunuz, televizyona ne kadar göz atıyorsunuz? Bu gibi durumlar sizin konsantrasyonunuzu bozacaktır, bu yüzden bunları geçip hemen işe koyulmanız gerekir.Her zaman ulaşmanız gereken noktaya doğru ilerleyin, böylece çok daha verimli olacaksınız.
8. Bonus ipucu. Başınızda sizi kontrol eden insanlar varken, onların onayını almadan harekete geçmek cesarat ister. Belkide bu yüzden her yeri patronlarla çevrili insanlar pek nadir girişimci ruhuna sahip olabiliyor. Eğer aklınızda iyi bir fikir varsa, kimseden izin almadan bunu gerçekleştirmeye başlayın. İnsanlar sizin işleri gerçekten halletmeye çalıştığınızı anladıklarında, size katılmak isteyeceklerdir. Sizin patronlarınız bir işi yapmak için kimseden izin almazlar, sizde onlara katılmak istiyorsanız kendi başınıza hareket edebilmeyi öğrenmelisiniz.
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- Tüm Gün Enerjik Olmanızı Sağlayacak 3 Adım
- Hayatınızı Tekrar Yönetmeye Başlayın
- O Bir Gün Asla Gelmez
- Her Gün Daha Verimli Çalışabilmek İçin 10 İpucu
- Motivasyon Nasıl Sağlanır
Gönderilme 5:00 pm | Yorumlar (5)
26 Ağustos 2007
İnternet Sizin Verimliliğinizi Gerçekten Yükseltiyor mu?

İnternetin gücünü düşününce, bize hem paradan hem de zamandan tasarruf kazandırdığını sanırız. Eğer doğru kullanıldığında gerçekten verimliliği arttırdığı doğrudur. Bunun yanında size fazladan yük bindirebilir, negatif yönde çalışabilir. Günde bir saat internet kullanmak, bize alış-veriş, sosyal aktiviteler ve işimiz için zamandan tasarruf etmemizi sağlar. Ama günde 7 saat internete girmek, bize 7 kat daha yararlı olacağı anlamına gelmez. İnterneti gerçekten kendi başarı ve veriminizi artırmakta kullanabiliyor musunuz, yoksa sizin için sadece zaman kaybı mı?
İnternetin Verimliliği Yükselttiğinden Nasıl Emin Olursunuz.
1. Email.
- Mesaj gerçekten gerekli mi? Boşuna herkese mail göndermeyin.
- Kısa tutun, en fazla 5 cümlede birçok şeyi açıklığı kavuşturabilirsiniz.
- Her dakika maillerinizi kontrol etmeyi bırakın, günde 2-3 defa yeterli olacaktır.
- Yapacak bir şeyiniz yok diye maillerinizi kontrol etmeyin.
- Eğer maillerinizi kontrol ediyorsanız bunu gerçekten yapın, gerekli olanları klasörlere koyun, diğerlerini arşivleyin.
- Bir kaç tane mail adresiniz varsa, hepsini merkez bir adrese yönlendirmeye çalışın. Artık tek kontrol yeterli olacaktır.
2. Haberler ve Gezinti.
İnterneti kullanmaya başladığımdan beri gazete ve dergi alma alışkanlıklarım çok geriledi. Kendi takip ettiğiniz siteler sayesinde gazetelerden çok daha hızlı bir şekilde bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Kendi hobilerinizle ilgili siteler sayesinde dergi okumaktan çok daha ötesine geçip sosyal bir şekilde hobilerinizle ilgilenen insanlarla tanışıyorsunuz. Fakat haber ve sosyal içerikli siteler tahmin ettiğimizden daha fazla zamanımızı harcıyor olabilir. Sürekli ilginç bir şeyler bulmak için internette gezmek bir efor gerektirir ve her zaman verimli olmayabilir. Bu gibi durumlarda 10 dakikalık aralar vermek farklı bir şekilde yapmakta olduğunuz şeyi geliştirebilir. Saatlerce oturup birşeylere bakmak yerine, gerçekten yararlı bir şeyler yapmamız gerektiğini hatırlatabilir. Her zaman internette gezinti yaptığınız süreyi gözlemleyin ve bunu kendiniz için uygun bir zaman dilimine göre ayarlayın.
3. Bir Amaç.
Bilgisayarın açma tuşuna bastığınızda bir amacınız olduğundan emin olun. Şu ana kadar yaptıklarınızla, yapmanız gerekenler için ne kadar zamana ihtiyaç duyduğunuzu karşılaştırın ve verimliliğinizi ölçün.
4. Forumlara Bağımlı Olmayın.
Forumlar yeni insanlarla tanışmak ve yararlı şeyler öğrenmek için güzel yerlerdir. Fakat sizi ilgilendirmeyen her konu için yazmaya başlarsanız, sizde bağımlı olabilirsiniz. Forumlarda harcadığınız zamana dikkat edin. Bazı forumlar gerçekten zamanınızı boşa harcatmak için oldukça güzel içeriğe sahip olabilirler.
5. 120 Milyar İnternet Sayfası Çok Geliyorsa.
İnternetin bu kadar büyük ve limitsiz olması çok güzel olmasının yanında bazı dezavantajları da beraberinde getirir. İnternetten bilgi almaya çalışmak, elinize bir bardak alıp Niagara şelalesinin altında oturmaya benzer. Biz kesinlikle bardağımızı doldururuz, problem ihtiyacımız olandan fazlasına maruz kalırız. Burada ipucu, sadece bize ihtiyacımız olan şeyleri almaktır. Bookmark veya Rss kullanıyorsanız, burada kayıt ettiğiniz siteleri ihtiyaçlarınıza göre azaltın. Sadece sizin istediklerinizi internetten aldığınıza emin olun, başkalarının size vermeye çalıştıklarını değil.
Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin
- Yeni Şeyler Öğrenerek Hayatınızı Zenginleştirmeniz İçin 10 Yol
- Para Kazanmak ve Mutluluğa Ulaşmak Arasındaki Denge
- Sitenizden Para Kazanmak İçin Neden Google Adsense Kullanmalısınız?
- Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım
Gönderilme 10:36 am | Yorum Yok :(
19 Ağustos 2007
Hayatınızı Tekrar Yönetmeye Başlayın

Eğer hayatınızdan nefret ederseniz ne olur? Yada tam olarak nefret etmiyorsunuz, sadece şu anki durumdan hoşnut değilsiniz. Belki de stresli, sıkılmış veya ilgisizsiniz. Yaşamanın amaçsız olduğunu da düşünüyor olabilirsiniz.
Eğer yaşamanın amacını göremiyorsanız, yaşamın amacındaki noktayı tamamen kaçırıyorsunuz. Yaşamın amacı onun tadına varmak, eğlenmektir.
Yaşamın tamamen sana ait, tabi onun yönetimini bırakmak gibi bir hata yapmadıysan. Eğer kendini böyle bir durumun içinde bulduysan, kendini kötü hissetmene gerek yok. Zaman zaman hepimiz böyle hatalar yapabiliriz. Çoğu zaman tüm hayatımızın ve deneyimlerimizin bizim kontrolümüz altında olduğunu unuturuz. Ama gerçek olan, biz seçimlerimizle yaşarız.
Eğer hayatınızın sizin kontrolünüz altında olmadığını düşünüyorsanız, bu sizin kontrolü bırakmayı seçmenizden kaynaklanmaktadır. Hareket halindeki bir makinenin kontrolünü bıraktığınızda, araba giderken direksiyonu bıraktığınızda ne olmasını beklersiniz? Bu hareketin sonuçları kestirilemez. Araba olduğu yerde daireler çizebilir, bir yerde takılıp durabilir veya çarpıp parçalanabilir. Bu bizim hayatımızı kontrol etmediğimizde bizim başımıza gelecek olanları gözler önüne sermiyor mu?
Teslimiyet
Hayatınızın kontrolünü daha büyük bir gücün eline teslim etmek nasıl olur? Bu iyi bir şey değil mi? Bunu nasıl uyguladığınıza bağlı olarak değişir. Eğer her şeyinizi o güce bırakıp, her şeyin yolunda gitmesini bekliyorsanız.. güzel.. Umarım bunu 120km hızla otobanda giderken denemezsiniz. Bu tip bir teslimiyetçilik, bilinçli yaşama tamamen zıt bir durumdur. Bu duygusal değildir. Bu ilahi değildir. Bu sadece aptallıktır.
Duygusal Geri Bildirim
Sizin insani duygularınız, bir geri bildirim mekanizması olarak size hizmet eder. Bu arabanızdaki göstergeler gibi düşünülebilir. Eğer göstergelerde bir şey hatalı gözüküyorsa, yola devam etmeden önce bunu onarmanız gerekir. Bu göstergelerin bozulduğu anlamına gelmez.
Eğer arabayı ağaca çarptıysanız, gazı köklemenize rağmen gitmiyorsa bu arabanın suçumudur? Siz arabanıza bağırır mıydınız, “Aptal araba, arabamdan nefret ediyorum”, çünkü bir ağacın bile üstünden geçemiyor? İnsanlar sizin deli olduğunuzu düşünmez miydi? Ama bu birçoğunun kendi yaşamları için takındıkları bir tavırdır. Bu ağaca takılıp kalmak belki sizin suçunuzdur, belki değildir. Fakat unutmayın ki şoför hala sizsiniz. Arabayı suçlayarak bir yere varamazsınız, sadece durumu daha kötü hale sokarsınız.
Hayatınızdan zevk alamadığınızda bu dinlemeniz gereken bir mesajdır. Kötü hissetmek, sizin duygusal problemleriniz olduğunu göstermez ya da psikolojik olarak çöküntüye uğradığınız anlamına gelmez. Sizin geri bildirim mekanizmanız gayet güzel çalışmakta. Hayatınız iyi gitmiyorsa bunun için kötü hissetmeniz gerekir. Siz sadece mesajı doğru almalı ve doğru şekilde çözmek için harekete geçmelisiniz.
Örneğin, eğer sen kronik olarak her şeye ilgisiz, depresif, sıkılmış veya ağlamaklıysan, belki de duygularının sana vermek istediği mesaj şudur: “Senin hayatın çok boktan!”
Şunu söylemek gerek, şu andaki hayatın senin istediğin bir durumda değil. Şu anda yaşadıklarını yaşamaya devam etmek istemiyorsun.
Bu mesajı çoğu kişi o şekilde veya bu şekilde bir gün alıyor, bu mesaja verilecek tepki ise başlı başına bir problem. Belki de terapiye, haplara veya her şeyden kaçmaya ihtiyacımız olabilir. Bu benzini bittiği için arabanıza kızmak gibidir. Arabanızla yol alırken benzininin bitmesi gerekir. Bu onun doğru bir şekilde çalıştığını gösterir.
Aynı şekilde siz yolunuzu kaybettiğinizde bu tip negatif duygular içinde olmalısınız. Bu sizin duygusal geri bildiriminizin çalıştığı anlamına gelir. Bu olduğunda minnettar olmalısınız, çünkü bu çok değerli bir bilgidir.
Tepkinizi Seçin
Bir kere negatif duygu bildirimleri aldığınızda, bunun için bir şeyler yapmanız gerekir. Bu sizin yapmakta olduğunuz şeyleri değiştirebilmek için, poponuzu kaldırıp hareket etmeniz anlamına geliyor. Eğer uzun bir süredir bu negatif duygular içinde kaldıysanız, uzun süredir bu mesajı görmezden geliyorsunuz demektir. Bu arabanızdaki ikaz lambasını görmezden gelmek gibidir, git gide durum daha da kötüleşir.
Eğer işiniz hakkında kötü düşünüyorsanız, değiştirin. Eğer ilişkinizin kötü gittiğini düşünüyorsanız, değiştirin. Eğer vücudunuzun görüntüsünü beğenmiyorsanız değiştirin. Eğer finansal olarak kötü durumdaysanız, bunu değiştirin.
Ben değiştirmenin kolay olacağını söylemiyorum. Ama bir şeyleri değiştirmek tamamen sizin elinizdedir ve bu oturup kendinize acımaktan çok daha kolaydır. Harekete geçmeyi düşünüp hareket etmemek, hareket etmekten daha zordur. Eğer negatif duygulara takılıp kaldıysanız, aslında gereksiz bir şekilde zor olanı yapıyorsunuz. Sizin için en zor olan seçeneği uyguluyorsunuz. Poponuzu kaldırıp bir şeyler yapmak çok daha kolaydır.
Bir gecede her şeyi düzeltemeyebilirsiniz, ama harekete geçmiş olmak bile kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. İstediğiniz değişiklikleri yapma yolunda ilerledikçe, kendinizi tekrar mutlu hissetmeye başlayacaksınız.
Eğer çok uzun zamandır kendinizi kötü hissediyorsanız, bunun nedeni çok uzun süredir istemediğiniz hayatı yaşıyor olmanın verdiği acıdır. Eğer şu anda bulunduğunuz durumu beğenmiyorsanız, terk edin. İstemediğinizi biliyorsunuz, neden katlanıyorsunuz..
Kendinizi kandırmaktan vazgeçin. Değişmek için güçsüz değilsiniz. Aklınızın içinde yapmanız gerekenden çok daha karmaşık çıkış yolları düşünüyor olabilirsiniz. Bir çok içinden çıkılamaz gibi görünen durum, aslında harekete geçtikten hemen sonra ne kadar basite indirgenebildiği görülebilir. Bir kaç örnek verelim;
Eğer işinizden nefret ediyorsanız, patrona gidin ve şunu deyin, “Bu işi sevmiyorum, bu yüzden istifa ediyorum.”
Eğer ilişkiniz sizi mutsuz ediyorsa, partnerinizin karşısına geçin ve şunu deyin. “Bu ilişki benim açımdan yürümüyor, ayrılmak istiyorum.”
Eğer vücudunuzun görüntüsünden hoşlanmıyorsanız, onun neden bu hale geldiğini de biliyorsunuz. Mutfağa gidin ve sürekli yediğiniz, sizi kötü bir şekle sokan her şeyi çöpe atın. Markete gidip çok daha yararlı şeylerle bunların yerlerini doldurun.
Eğer finansal olarak kötü durumdaysanız, şu andaki gelirinizi düşünün ve bunu nasıl %50 arttırabileceğinizi düşünün. Bunun için ne üretmeniz, ne yapmanız gerektiğini bilen birilerine danışın.. Patronunuza gidip kazanmak istediğiniz parayı kazanabilmek için ne yapmanız gerektiğini sorun. Eğer bunun imkânsız olduğunu söylüyorsa, bu işi değiştirmeniz gerektiğini biliyorsunuz.
Bir çıkış yolu bulmak, basit kararlar almak ve bunları harekete dökmekle ilgilidir, her zaman istemediklerinizden uzaklaşıp istediklerinize yönelmektir. Eğer ne istediğinizi tam olarak bilmiyorsanız, olayları çözene kadar bir süre sadece istemediklerinizden uzaklaşın.
Ne kadar kötü durumda olduğunuzu düşünseniz de, çaresiz değilsiniz. Bu hale düşmenizde sizin büyük rolünüz olabilir veya birilerini suçluyor olabilirsiniz. Ama geçmiş geçmişte kaldı, hatalarınız için kendinizi harap etmenize gerek yok. Bir daha ki sefere daha bilinçli olacağınızı düşünün ve ileriye bakın.
Kendi gücünüzle karar verme yeteneklerinizi kullanın. Eğer hayatınız çekilmez bir haldeyse, duygularınız bunu size her gün söylüyorsa, geçmişte verdiğiniz kararları vermekten vazgeçin, çünkü işe yaramadıkları ortada. Şimdi farklı kararlar vermenin ve onları yapmanın zamanıdır.
Eğer sizin durumunuz için doğru olanı tam seçemiyorsanız, sadece şu anda yapmakta olduğunuz şeylerden farklı olanları yapın. Nasıl olsa onların işe yaramadığını biliyorsunuz. Yeni verdiğiniz kararlar daha iyi sonuç verebilir yada vermeyebilir. Her iki durumda da duygularınız size bunu bildirecek, böylece doğru yola girmenize yardımcı olacaklar. Yapacağınız her şey, hiçbir şey yapmamaktan daha iyi sonuç doğuracaktır.
Mutluluğu Seçin
Doğru gitmediğini düşündüğünüz bir hayatı yaşama devam etmeyin, değiştirin. Eğer gerekiyorsa radikal değişiklikler yapın. Sizin kötü hissetmenizi sağlayan herkesi çevrenizden uzaklaştırın. Sizi mutsuz eden şeyleri bırakın. Hayatınızı yeniden başlatın. Eğer çevrenizdekiler bundan hoşnut olmazsa, onlara biraz bağırın, üstesinden geleceklerdir.
Siz istediğiniz bir hayatı yaşamak için buradasınız, istemediğiniz bir hayatı sürdürmek için değil. Sizin bu durumdan çıkmanız için ihtiyacınız olan harekete geçmek için karar verme gücünüzün olmasıdır. Bu gücünüzü bilinçli olarak sınayın.
Hala ne yapacağınızı bilmiyorsanız, kendinize şu soruyu sorun: “Benim durumumda mutlu bir insan ne yapardı?” Eğer mutlu bir insanın yaptığı şekilde sorunun üstesinden gelebilirseniz, sizin hayatınızda mutlu olabileceğiniz bir yola girer. Eğer hiç bir şey düşünemiyorsanız gidip internette bir forumda duygularınızı ve durumunuzu anlatabilir. Sizin göremediğiniz basit detayları insanların size göstermesini deneyebilirsiniz. Birçok insan başkalarının da fikirlerini duymaya ihtiyaç duyabilir, mutluluğa ulaşabilmek için yardım almaktan çekinmeyin.
Asla Vazgeçme
Ben “Hayatım çok boktan” durumlarına çok yabancı değilim. Yataktan öğleden sonra kalkıp, saatlerce bilgisayarda oyun oynayıp, gece arkadaşlarla içmeye gittikten sonra, hayatımın neden bu kadar kötü olduğunu düşündüğüm yürüyüşler yaptığım günleri çok iyi hatırlıyorum. Bazen günlerce aynı şeyi tekrar ve tekrar yapıyorum ve hayatımı bu durumdan çıkarmak için bir şey yapmıyorum. Bu periyotlar hayatınızı tamamen bulanık gördüğünüz anlardan oluşabiliyor.
Sonunda bunu yeterince tekrarladım ve kırılma noktasına geldim. Bunu değiştirmeye karar verdim. Bu hayatın gidişatına karar verenin ben olduğumu anladım ve bunu değiştirmek için tüm gücümü kullandım. Halen gelmek istediğim yere gelememiş olmama rağmen, ne istediğimi biliyorum ve onun için yolumda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyorum. Bu değişim ne kolay, nede hızlı oldu. Yeni yoluma doğru ilerlemeye başladığımdan beri kendimi çok daha iyi hissediyorum.
Bana bir destek sağlamayan arkadaşlarımla görüşmeyi kestim, içkiyi azalttım, yeni bir çalışma alanı oluşturdum, paramı kontrol altına aldım ve bazı eski pozitif arkadaşlarımla yeniden görüşmeye başladım. Sayısız değişikliği hızlı kararlar vererek gerçekleştirdim. Neyin daha iyi olacağını çözemediğim durumlarda sadece olandan farklı bir yol izlemeyi denedim ve işe yaradı.
Eğer zorlu bir dönemden geçiyorsanız, bunu anlarım. Bunu daha önce o yollardan geçmiş biri olarak söyleyebilirim. Elbette sizin durumunuz benimkinden çok daha farklı sebeplerle ortaya çıkmış olabilir veya benden çok daha kötü durumda olabilirsiniz, bunu sonra tartışabiliriz. Fakat hayatın ne kadar anlamsız geldiğini nasıl hissettiğinizi tahmin edebilirim. Her sabah kalkıp bugünü geçirebilecek değişik bir şey bulmayı, asıl sorunlardan uzaklaştıracak uğraşlar edinmeyi, ileride ne yapacağımı düşünmemek için yeni bir filmle veya bir oyunla zihnimi dağıtmayı iyi bilirim.
Ayrıca şu anda şunu da biliyorum ki tek çözüm, uyanıp kendinize ne yaptığınızı görmektir. Hayatınızın yöneticisi sizsiniz, bunun farkına varın, aileniz değil, patronunuz değil, eşiniz değil, hükümet değil, toplum değil. Kimse sizi kurtarmaya gelmeyecek, siz tek başınızasınız. Eğer hayatınızın kötü gidiyorsa, bunu değiştirmek tamamen sizin elinizde.
Biz insanlar çok çabuk vazgeçebiliriz. En kötü durumda bile, kendimizi düştüğümüz çukurdan çıkarabilecek olan içimizdeki gücü kullanmalıyız. Tamamen umutsuz bir hayata sahip olabilmenin tek yolu, umudu kaybetmeye karar vermektir. Siz içinde bulunduğunuz duruma katlanmayı bıraktığınız anda, hayatınız iyi bir yönde gelişmeye başlamış demektir. Sizin düşünceleriniz ve hareketleriniz, gerçek hayatınızı belirleyen temel gücü oluşturur.
Hayatınız boyunca mimar, artist ve mühendis sizsiniz. Kendinizi şekillendirmek için yeteneklerinizi sonuna kadar kullanın. Nasıl zevk alıyorsanız o şekilde kullanamaya devam edin. Ve asla vazgeçmeyin.
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin
- Evinizden Çalışarak Para Kazanmak Size Uygun mu?
- Para Kazanmanın Gizli Formülü
- Yeni Şeyler Öğrenerek Hayatınızı Zenginleştirmeniz İçin 10 Yol
- 60 Saniyede Nasıl Akıllıca Karar Verebilirim
Gönderilme 11:51 pm | Yorumlar (8)
11 Ağustos 2007
O Bir Gün Asla Gelmez

Kendinize bir çıkış yolu bulun.
Başarılı bir insanla başarısız bir insanı birbirlerinden nasıl ayırt edebilirsiniz? En kolay yol kullandıkları cümlelere dikkat etmektir. Başarılı bir insanla hedeflerinden konuştuğunuzda, size planlarını ve bunları gerçekleştireceği zamanları söyler. Başarısız bir insanla hedeflerinden bahsederken (bir hedefinin olduğunu varsayalım), konuşmanın arasında şu cümleyi duyarsınız “Umarım bir gün yapacağım”. İşte kaybedenleri gösteren bir ipucu, o bir gün asla gelmez.
Peki kaybetmeyi kendine yol olarak belirlemiş insanlar neden bu şekilde “bir gün”, “umarım”, “keşke” gibi kelimeler kullanır? Çünkü bu kendisine bir çıkış sunar, kendi sözlerine güven olmayacağını bilir. Eğer kendine kesin bir hedef ve zaman belirlerlerse ve yapamazlarsa başarısız olmaktan korkarlar, kaybedenler başarısız olmaktan nefret ederler. Kazananlar başarısız olmaktan korkmazlar çünkü yenilgilerden bir ders çıkarıp başarıyı yakalayabileceklerini bilirler.
Herkesin hayalleri ve hedefleri vardır. Bir hayal ve hedef arasındaki tek fark, hedef uğruna harekete geçilmiş bir hayaldir. Maddi olarak bağımsız olmak, bir aile kurmak, bir araba almak gibi hayalleriniz olabilir. Peki kaçınız bu hayallerinizi hedefe dönüştürdü? Eğer hedefe dönüştürdüyseniz ne zaman yapacağınızı da belirttiniz mi? Yoksa ” Bir gün yapacağım “, ” Umarım bir gün olacak ” mı dediniz?
Zamanı belirli olmayan bir hedef, hedef değildir.
Bir daire alacaksınız, eğer dairenin ne zaman biteceğini bilmiyorsanız almayı düşünür müsünüz? Satıcı dedi ki “Bir gün bitecek”, siz satın alır mısınız? Şimdi bunu kendi hayalleriniz için düşünün, “Bir gün yapacağım”. Eğer daireyi satın almadıysanız, hayalinizi neden alacaksınız?
Eğer hayatta bir şeyler başarmak istiyorsanız, bunun için bir zaman limiti koymalısınız. Bir zaman koymak sizi bu hedef uğruna çalışmaya zorlar, oturup “Bir gün oraya gideceğim” diyeceğinize oraya gitmek için yola koyulmanızı sağlar. Başarısız olmaktan korkmayın. Başarılı olmuş insanlar çoğu zaman yenilgilerinden ve hatalarından da bahsederler. Bazı yenilgiler başarıya giden yolda alınması gereken yenilgiler olabilir.
Basit bir örnek verelim, internetten para kazanmak bir çok insanın hayalleri arasında bulunur. Çevremdeki arkadaşlarımdan da bazıları bunu konuşurlar, ama içlerinden çok azı bu hayallerini gerçekleştirebilir. Yıllar sonra bile sadece iki tanesi bunu başarmaya yakın. Çünkü sadece onlar benim sözümü dinleyip bir site açtılar, diğerleri tahmin ettiğiniz gibi “Tamam halledecez o işi”, “Sen aç ben bir ara bakarım”, “Şu iş hallolsun sonra açarız” gibi cümleler kullanmaya devam ediyorlar.
Eminim onlarda “bir gün” hayallerini hedefe dönüştürebilecekler.
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin
- Evinizden Çalışarak Para Kazanmak Size Uygun mu?
- İnternet Sizin Verimliliğinizi Gerçekten Yükseltiyor mu?
- Her Gün Daha Verimli Çalışabilmek İçin 10 İpucu
- Tüm Gün Enerjik Olmanızı Sağlayacak 3 Adım
Gönderilme 2:05 pm | Bir Tanecik Yorum Var
11 Ağustos 2007
Her Gün Daha Verimli Çalışabilmek İçin 10 İpucu

Hiç bugünü, bu haftayı ya da bu ayı nasıl geçirdiğinizi düşünüyor musunuz? Gününüzün hiç bir amaca ulaşmadan, hızlıca geçip gittiğini fark ediyor musunuz?
Hepimizin böyle günleri vardır elbette, ama her günün bu şekilde olması gerekmiyor. Gününüzü nasıl daha verimli ve daha iyi bir şekilde geçireceğinizi öğrenmelisiniz. Bunun için size bir kaç ipucu vereceğim, bunları adım adım uygulamanız gerekmiyor, aralarından hoşunuza gidenleri seçip deneyerek öğrenmelisiniz.
1. Günün amacını belirleyin. Bu benim en önemli kuralım. Her güne başlarken üç şeyi listelerim, en çok yapmak istediklerim, kesin yapmam gerekenler ve bunları nasıl yapacağım. Örneğin bu yazıyı yazmak benim bugün yapmak istediklerim arasındaydı..
2. İyi bir başlangıç yapın. Size güne zinde başlamanızı sağlayacak bir program bulmalısınız. Herkesin sabah yaptıkları farklıdır, bu yüzden kendinize uyanı sizin seçmeniz gerekiyor. Ama kesinlikle bunu tasarlamalısınız. Daha sonra bunu bir rutin haline getirmelisiniz. Bunlar egzersiz yapmak, sağlam bir kahvaltı yapmak, güneşin doğuşunu seyretmek, meditasyon yapmak veya önemli bir işi hemen halletmek olabilir.
3. Hedeflerinize odaklanın. Sabah yapılması gereken önemli işlerden biri, asıl hedefinize odaklanmaktır. Bugünkü hedefinizden bahsetmiyor, bu yılki hedefinizden bahsediyorum. İnsanların yaptığı en büyük hata bir çok hedeflerinin olmasıdır, bu yüzden de herhangi birine tam odaklanamamaktadırlar. Farkına vardım ki eğer tek bir hedef için çalışırsanız çok daha kısa sürede ve efektif bir şekilde yapabiliyorsunuz. Böylece sırayla diğerlerini de gerçekleştirebiliyorsunuz. İnsanların yaptığı bir diğer hata ise bu hedeflerine her gün düzenli olarak odaklanmamalarıdır. Uzun vadedeki hedeflerinizi düşünebilmek ve bunlar için çalışabilmek için gününüz içerisinde mutlaka zaman ayırın. Mümkünse bu çalışmanızı günün en başında yapın, böylece güne daha iyi başlamış olacaksınız.
4. Kendinizle bir randevu ayarlayın. Çoğumuz biriyle randevumuz varsa o saatler içerisinde başka bir işin araya girmesine izin vermeyiz. Bu daha önceden ayarlanmış vakit başka şeylerle bölünmez. Güzel, şimdi bunu kendiniz için yapın. Kendiniz için bir zaman ayırın, mümkünse sabah olsun (işler iyice çılgına dönmeden) böylece listenizdeki en önemli şeyleri yapabileceksiniz. Kendinize ayırdığınız bu zamanı başka şeylerin doldurmasına izin vermeyin.
5. Araya başka işleri sokmayın. Eğer işi yapmanız gerekiyorsa, emaillerinizi kontrol etmeyin, telefona bakmayın ve diğerlerinin sizin bulunduğunuz yere direk girmelerini engelleyin. Bunu kendinizle olan randevunuz süresince uygulayın, tabi işlerinizi yapmak istediğiniz her zaman bunu tekrarlayabilirsiniz.
6. Kendi zamanınızı bulun. Benim prime-time sabahları oluyor, yorulmaya başladıkça gün içerisinde konsantre olmak zorlaşıyor. Bu yüzden kendi zamanımı sabah kullanıyorum ve bir çok yapmam gerekeni sabah hallediyorum. Sizde kendinize en verimli olacak zamanı seçin ve kullanın.
7. Toplantılar ve aramalar için zaman ayırın. Telefon tamamen konsantrasyon dağılmasına sebep olur. Kendinize ayırdığınız zamanın dışında bir zaman ayırın. Yaklaşık 30 dakika sanırım telefon konuşması için yeterli olacaktır, diğer insanlarla buluşmak içinde gün içerisine bir zaman ayarlayın. Bu şekilde normalden daha verimli bir şekilde işlerinizi halledeceksiniz, üstelik insanlar sizin ne zaman rahatsız edilmek isteyim istemediğinizi anlayacaklar.
8. Önemli olanı aklınızda tutun. Acelemiz olduğunda elimize gelen her işi hemen halletmek isteriz. Önümüze gelen her işi bitirmek için uğraşırız, fakat günümüzü böyle harcamak yanlıştır. Burada yapılacak en iyi şey belirlediğiniz hedefleri ve bunları gerçekleştirmek için yapacaklarınızı aklınızdan çıkarmamanızdır. Aynı şekilde önemsiz olanları da aklınızdan atmalısınız. Tabi ki her şeyi hemen bitiremiyor olabilirsiniz, ama yinede verimli bir şekilde işlerinizi hallediyor olacaksınız.
9. Sağlam bir kapanış yapın. Dükkanı kapatmadan önce yine kısa bir rutin oluşturun. Masanızı toparlayın, e-mailleri temizleyin ve ertesi gün neler yapmak istediklerinizi düşünün. Bu bir günü kapatmak için en iyi yöntemdir, ertesi sabah kalktığınızda temiz bir başlangıç yapabilirsiniz.
10. Bugün hakkında yorum yazın. Her günün sonunda geriye doğru bir adım atın ve bugün neler yaptığınız kontrol edin. Nelerin yanlış gittiğini, nelerin hemen hallolduğunu ve nelerde gelişme kaydettiğinizi gözden geçirin. Hiçbir gün kusursuz değildir, ama biz hatalarımızdan ders alan akıllı insanlar olduğumuzdan bir sonraki günü daha iyi geçirebiliriz. Bu deneyimlerin, hataların ve başarıların size en verimli şekilde hizmet etmesi için bir günlük yazmak mantıklı bir seçimdir. Günün sonunda elde ettiklerinizi yazarak ileride kendi deneyimlerinizden tekrar tekrar yararlanabilirsiniz.
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.- O Bir Gün Asla Gelmez
- Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin
- İnternet Sizin Verimliliğinizi Gerçekten Yükseltiyor mu?
- Tüm Gün Enerjik Olmanızı Sağlayacak 3 Adım
- Motivasyon Nasıl Sağlanır
Gönderilme 4:35 am | Yorumlar (7)


