3 Temmuz 2007

Asla İşe Girmemeniz İçin 10 Neden

10-Neden

 

Bana ilginç gelen taraf şu, insanlar belirli bir yaşa geldiklerinde, okulu bitirdiklerinde hemen gidip iş bulmaları gerektiğini düşünüyorlar. Ama toplu halde yapılan birçok davranışta olduğu gibi, burada da herkesin yapıyor olması bunun iyi bir fikir olduğu anlamına gelmez. Aslında, eğer siz makul bir seviyede akıllı iseniz, bir işe girip çalışmak kendi yeteneklerinizi geliştirmek ve desteklemek açısından yapılacak en kötü hareketlerden biridir. Kendi yaşamınızı sürdürebilmeniz için daha birçok yol varken, sözleşmeli kölelik yapmak sizin için doğru tercih olmayabilir.Buyurun size bir işe girmekten var gücünüzle kaçınmanız gerektiğini gösteren birkaç sebep;

1. Amatörler için gelir kaynağı.

Bir işe girmek ve zamanınızı parayla değiş-tokuş yapmak akıllıca bir fikir olarak gelebilir. Bununla ilgili yalnızca tek bir sorun var. Aptalca! Bir gelir elde etmek için ortaya atılmış en aptalca fikir. Bu gerçekten sadece amatör insanların yapacağı türden bir şey.

Bir işe girmek neden aptalca? Çünkü sadece çalıştığınız zaman para kazanabilirsiniz. Burada bir problem gözünüze çarpmıyor mu, yada sizin beyninizi sadece çalıştığız zaman para alabilirsiniz diye yıkadılar mı? Hiç düşünmediniz mi, çalışmadığınız zamanda para kazanmak daha akıllıca olmaz mıydı? Kim demiş sadece çalıştığın sürece para kazanabilirsin diye.. Diğer beyni yıkanmış çalışanlar mı yoksa?

Hiç düşünmediniz mi, siz uyurken, yemek yerken, çocuklarla oynarken de para kazansaydınız daha iyi bir hayatınız olmaz mıydı? Neden 7/24 bir gelir kaynağınız olmasın? Çalışsanız da çalışmasanız da paranızı alın. Çiçeklerinizin başında beklemeseniz de onlar büyümeye devam etmiyor mu? Bu neden sizin banka hesabınız olmasın?

Günde kaç saat çalıştığın kimin umurunda? Bu dünyada sadece birkaç insan senin ofiste kaç saat çalıştığını umursuyor. Birçoğumuzun umurunda bile değil sen haftada 6 saat mi yoksa 60 saat mi çalışıyorsun. Ama sen bizim için kayda değer bir şey yapıyorsan, o zaman hepimiz cüzdanlarımızı çıkartıp bunun için sana fazlasıyla karşılığını veririz. Bizim için önemli olan kaç saat çalıştığın değildir, biz sadece bize kattığın değerler için ödeme yaparız. Örneğin bu yazıyı yazmak benim kaç saatimi aldı senin için önemli mi? Eğer 3 saat değil de, 6 saatte yazdıysam sen bana iki katı ödeme yapar mısın?

Amatör olmayanlarda geleneksel olarak “Amatörler için gelir kaynağı” yolundan geçerler. Bu yüzden şimdiye kadar sömürüldüğünü yeni fark ediyorsan kendini kötü hissetmene gerek yok. Amatör olmayanlar bir şekilde zamanla parayı değiş-tokuş yapmanın sağlıklı olmadığını anlayıp, daha iyi bir yol olabileceğini düşünürler. Ve tabii ki daha iyi bir yol var. Kullanmanız gereken anahtar; değerlerinizle, zamanınızın birlikteliğine son verin.

Akıllı insanlar 7/24 para kazandıracak sistemler yaparlar, bunlara pasif gelirler diyoruz. Bu bir iş kurmak, bir web sitesi açmak, yatırımcı olmak ya da yaratıcı çalışmaları için telif hakkı almak olabilir. Bu sistemde insanlar sürekli para kazanmaya devam eder, bir kere hareket kazandı mı, siz ilgilenmediğiniz zamanlarda da para kazanmaya devam edersiniz. İşte bundan sonra siz zamanınızı bu sistemdeki gelirinizi yükseltmek için kullanabilirsiniz. Bu gelir getiren işinizi daha iyiye götürmek veya yeni ek gelir kapıları açmak yönünde olabilir.

Okuduğunuz bu web sitesi bu sistemlere bir örnek teşkil edebilir. Siz bu yazıyı okurken reklam gelirlerinden para kazanıyorum. Ayrıca başka sitelerimde var, ve onlardan da gelir alıyorum. Bir konuyu sadece bir kere yazıyorum (sabit zamanlı yatırım), fakat insanlar yıllar sonra bile bu bilgilerden faydalanıyor (Bknz. Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım). Web sunucusu sürekli olarak bu bilgiyi isteyene gösteriyor, reklam sistemleri de bana otomatik olarak paramı ödüyor. Bu tam olarak pasif sayılmaz aslında, ama yazı yazmayı seviyorum ve gelir getirmese de zaten yaparım. Ama tabii ki bu işi kurmak bana inanılmaz pahalıya mal oldu değil mi? Tam 12YTL gibi bir para harcadım (bir “.com” adresi satın aldım). Bundan sonrası tamamen kâr olarak geliyor.

Tabii ki kendinize bir gelir kaynağı oluşturmak ilk başta biraz çaba ve zaman gerektiriyor. Ancak tekerleği de yeniden icat etmeye gerek yok, hali hazırda size reklam vermek isteyen bir şirketten alacağınız ücretsiz üyelik ile bir gelir kaynağı oluşturabilirsiniz. Bir kere başladınız mı, geçinmek için saatlerce çalışmanıza gerek yok. Akşam yemeğinizi yerken de para kazanıyor olmak güzel bir şey olmaz mıydı? Eğer fazladan birkaç saat daha çalışmak istiyorsanız sizi tutan yok. Tekerlekler dönmeye başladıktan sonra ve insanlar için değer oluşturmaya devam ettiği sürece, çalışsanız da çalışmasanız da gelir kaynağınız yaşamaya devam eder.

Köşe başındaki kitapçı bu tip başkalarının çoktan tasarladığı ve denediği sistemleri anlatan kitaplarla dolu. Kimse annesinin karnında nasıl yeni bir gelir sistemi kuracağını bilerek doğmuyor, ama bunu kolayca öğrenebilirsiniz. Bunu ne kadar sürede öğrenip uygulayacağız size bağlı, zaman her türlü geçmeye devam ediyor. Şimdi siz ilerisini düşünüyor olabilirsiniz, kendi gelir sisteminizin sahibi olmak mı, yoksa ücretli köleliğe devam etmek mi? Bu ya hep, ya hiç olarak görülmemelidir. Eğer ek bir gelir kaynağı oluşturup aylık birkaç yüz YTL kazanmaya başladıysanız, bu doğru yolda atılmış çok büyük bir adımdır.

2. Deneyimsizlik.

Deneyim kazanmanın en iyi yolunun bir işe girmek olduğunu düşünebilirsiniz. Ama bu golfta deneyim kazanmak için golf oynamanız gerektiğini söylemek gibi oldu. Bir işiniz olsun yada olmasın, hayatta her zaman deneyim kazanmaya devam edersiniz. Bir iş size sadece o işte deneyim kazandırabilir, başka ne yaparsanız da o konuda deneyim kazanırsınız, yani bu o zaman çok kârlı değil. Oturup yıllarca hiç bir şey yapmazsanız, bir süre sonra çok iyi bir meditasyon uzmanı veya bir filozof olarak ortaya çıkabilirsiniz.

Problem şu, yıllar boyunca her gün aynı işi tekrar tekrar yaparak ve aynı deneyiminizi kullanarak kendinizi nasıl daha çok geliştirebilirsiniz. Başlangıçta çok şey öğrendiniz, ama sonra her şey durağanlaşmadı mı? Bu da size çok daha yarar sağlayabilecek, birçok yönde gelişmekten alıkoyan bir durum ortaya çıkarıyor. Eğer bir gün sizin kısıtlı konudaki deneyimlerinize ihtiyaç kalmazsa, o zaman yıllarca aynı şey üzerinde çalışmanız boşa mı gitmiş olacak? Şu anda yaptığınız işi düşünün, 20-30 sene sonrada sizin işiniz hala geçerli olacak mı..

Şimdi şunu bir karşılaştırın. Hangi tür deneyimi kazanmak istersiniz? Tek bir konu üzerinde yoğunlaşıp, o konuda işinizi çok iyi yapabilmenizi sağlayan bir deneyim (sadece zamanınızı parayla değiş-tokuş yapabileceğiniz bir şekil), yada kendi sevdiği bir işi yaparak özgürce gelir elde edebileceği ve bir daha iş stresine girmek zorunda kalmamasını sağlayacak bir deneyim. Şimdi sizi bilmem ama benim için ikincisi çok daha iyi görünüyor. Siz ne derdiniz?

3. Hayat boyu evcilleştirme.

Bir işe girmek sanki bir insan evcilleştirme programına girmek gibidir. Nasıl uslu olmanız gerektiğini öğrenirsiniz.

Çevrenize bakın. Dikkatlice bakın. Ne görüyorsunuz? Çevrenizdekiler gerçekten özgür insan ırkı mı? Yoksa güzel kafeslerde yaşayan bilinçsiz hayvanlar mı?

Senin itaat eğitimin nasıl gidiyor? Uslu ve çalışkan olduğun için patronun daha çok ödüyor mu? Patronun dediklerini tam yapmazsan ceza mı alıyorsun yoksa? İçinde özgürlükten eser kaldı mı? Yoksa evcil bir hayvan olarak yaşamaya çok mu alıştın?

İnsanoğlu kendi kafeslerinde yaşamak için mi bugünlere kadar geldi. Zavallı..

4. Beslemek için çok fazlasınız.

Çalışanların gelirleri, en çok vergi kesilen gelirlerdir. Vergilerin bir kısmı direk olarak sizin maaşınızdan kesilir, diğer bir kısmı da iş veren tarafından ödenir. İş verenin perspektifinden bakılacak olursa onun için tüm para sizin için harcanan paradır. Bunun içinden siz ne kadarını alabiliyorsanız yanınıza kârdır. İçinde bulunduğunuz ofisin kirasını veya bilgisayarınızı çalıştıran elektriğin parasını da her ay işvereniniz öder. Ama aslında onların parasını ödeyende sizsiniz.

Gelir dağılımına bakıldığında, yüzde olarak neden çalışanların üzerine bu kadar vergi yüksek seyreder anlamak zor. Tüm bunların yanında vergi sistemi daha çok kimin kontrolündedir? Patronların mı, yatırımcıların mı yoksa çalışanların mı?

Sen ürettiğin değerin çok daha altında ücretlendirilirsin. Senin gerçek alman geren ücret şu anda aldığından kat kat fazla olabilir. Bunlar direk olarak diğerlerinin ceplerine girmektedir.

Sen ne kadar bonkör bir insansın öyle!

5. Çok riskli.

Bir çok çalışan hemen bir işe girip çalışmanın en sağlıklı ve güvenli yol olduğunu düşünürler.

Sosyal dayanışma çok mükemmel çalışır. Size gerçeğin tam tersini bile çok rahat inandırabilir.

Kendinizi şöyle bir pozisyonda düşündünüz mü, söyleyeceğiniz tek kelime bir başkasının tüm gelirini durdurabilir (“Kovuldun”), size çok güvenli mi geldi? Tek bir gelir kaynağı mı yoksa 10 gelir kaynağı mı size daha güvenilir geliyor?

Bir işe girmek en güvenli yoldur düşüncesi tamamen saçmadır. Eğer kontrol sizin elinizde değilse güvende değilsiniz demektir, ve çalışanlarda ellerinde en az kontrol olanlardır. Eğer siz bir çalışansanız işinizin asıl adı profesyonel kumarbazlıkdır.

6. Bir patrona sahip olmak.

Girişimcilik veya yatırım dünyasında kötü bir pozisyona düştüğünüzde arkanızı dönüp başka bir yoldan devam edersiniz. Çalışanların dünyasında kötü bir pozisyona düştüğünüzde arkanızı dönüp “Özür dilerim patron” dersiniz.

Patronunuz sizin efendiniz gibidir, o sizin her şeyinizdir.
Hey senin baban kim bakalım?

7. Para için yalvarmak.

Gelirini yükseltmek istediğinde, oturup patronuna yalvarmak zorunda mısın? Önüne biraz daha kemik attıklarında daha mutlu oluyor musun? Ee sonra?

Gelirini istediğin gibi belirleme özgürlüğüne sahip misin? Senin dışında kimsenin izni gerekmiyor mu?

Bir müşteri sana “hayır” dediğinde sen ne diyorsun, “sıradaki” , patronun sana ne diyecek?
8. İşe bağımlı bir sosyal hayat.

Bir çok insan işlerine tek sosyal hayat kaynağı olarak davranırlar. Sürekli aynı iş yerinde, aynı işi yapan insanlarla takılırlar. Bu tip sürekli birbiriyle görüşme güdüsü, sosyal hayatın sonu olarak görülebilir. Konuşulacak en güzel konular şirketin başka bir gruba geçişi, bilgisayardaki yeni işletim sistemi veya umulmadık bir dolma kalem dağıtımı olacaktır. Dışarı çıkıp yabancı birileriyle konuşsak ne olur? Ooo ürkütücü, içerde kalmalıyız.. güvende olmalıyız..

Senin sahibin birlikte çalıştığın başka bir köleyi yeni sahibine sattı diyelim, bir arkadaşını mı kaybetmiş olacaksın? Neden kiminle arkadaşlık kuracağına sen değil de sahibin karar veriyor? İster inan ister inanma dünyanın bazı yerlerinde insanlar özgürce bir araya geliyorlar, tabi bunların hepsi işsiz tayfası, hepsi deli bunların.

9. Özgürlüğün sonu.

Bir insanoğlunu köle gibi çalışan biri haline getirmek oldukça zahmetli bir iştir. Öncelikle ilk yapılması gereken özgürlüğünü elinden almaktır. Bunu yapmanın en güzel yolu içinde bir ton kural, yasak ve cezaların bulunduğu güzel bir sözleşme imzalatmaktır. Böylece bizim yeni kölemiz daha itaatkâr olur, ceza korkusu ile her şeyi daha dikkatli yapar. Böylece köle için en güvenli hareket sahibinin dediği her şeyi harfiyen yerine getirmektir. Evet yeni kölemiz çalışmaya hazır, ofisini gösterin kendisine.

Bu itaat eğitimi sırasında çalışana nasıl giyineceği, nasıl konuşacağı, nasıl hareket edileceği vb. öğretilmelidir. Elimizde hiç kendi kendini düşünebilen bir çalışan yok değil mi, güzel. Yoksa her şey mahvolur!

Eğer şirket kurallarına aykırıysa masana bir çiçek koyduğun zaman tanrı seni cezalandırır! Aman Zeynep’in masasında çiçek var, güvenliği çağırın hemen.. Zeynep eğitimini eksik almış…

Özgür insanlara göre bu tip kısıtlamalar tabii ki çok saçma geliyor. Onlar için tek sözleşme var: “Akıllı ol. Nazik ol. Sevdiğin şeyi yap, keyfine bak.”

10. Ödlek biri olmak.

Hiç dikkatinizi çekti mi, çalışanlar sürekli şirketleri hakkında şikayet ederler. Sorunlarını anlatırlar, ama aslında kimse bu sorunların çözülmesini istemez. Suçu diğerlerinin üzerine atıp, suyun üstüne çıkmayı severler. Bir işe girdiklerinde insanların hepsi özgür iradelerini yitirir. Patronunuzun ne kadar aptalca işler yaptığını kendisine kovulma korkusu olmadan söyleyemiyorsanız, artık özgürlüğünüz yok demektir. Sahibinizin bir malısınız sadece.

Size öyle değilmiş gibi gelse de, tüm gün boyunca korkakların arasında çalıştığınıza göre tebeşirin tozu sizinde üzerinize gelmeyecek mi? Elbette gelecek. Sizin güzel insani içgüdülerinizi korkuya kurban etmeniz sadece bir zaman meselesi: ilk önce cesaret.. sonra dürüstlük.. daha sonra onur ve güvenilirlik.. en sonunda özgür irade. Tüm insanlığını bir illüzyon uğruna sattın gitti. Bundan sonraki en büyük korkun ise bundan sonra ne olacağın.

Şu anda ne kadar yenilgi içerisinde olduğun beni ilgilendirmiyor. Ama cesaretini toplamak için hiçbir zaman geç kalmış değilsin. Asla…

Hala bir işte çalışmak istiyor musun?

Eğer sen iyi eğitilmiş, uslu bir çalışansan yukarıdaki yazılanlara tepkin defansif olacaktır. Bu sana verilen eğitimin bir parçası. Ama şöyle düşün eğer yukarda anlatılanların gerçekle bir ilgisi yoksa, herhangi bir tepki vermemen gerekir. Bunlar sadece bildiğin şeyleri hatırlamak olarak gelmiş olabilir. Kafesini inkar edebilirsin, ama bu içinde olduğun gerçeğini değiştirmez. Belki de o kadar hızlı gerçekleşti ki şimdiye kadar fark edemedin bile..

Eğer yukarıdaki nedenlerden biri seni sinirlendirdiyse bu doğru yönde kazanılmış bir başarıdır. Kızgınlık, duyarsızlıktan bir üst seviye bilinçtir,yani sürekli kayıtsız kalmaktan daha iyidir. Kafanızın karışması bile duyarsızlıktan daha iyidir. Eğer duygularınızı bastırmak yerine onlarla birlikte çalışırsanız, bir şekilde cesaretin kapısını çalarsınız. Ve bu olduktan sonra içinde bulunduğun durumu değerlendirmelisin ve eğitildiğin gibi evcil bir hayvan gibi değil, yaratılış amacındaki gibi güçlü bir insan olarak yaşamalısın.

Mutlu bir işsiz.

Bir işe girmenin başka alternatifi ne olabilir? Hayatın boyunca mutlu bir işsiz olarak kalmak ve başka şekillerde gelir elde etmek. Başkaları için değer üreterek (zaman üreterek değil) daha çok kazanabileceğinin farkına var. Kendi yeteneklerini kullan ve başkalarına bunu kendi belirleyeceğin bir ücretle dağıt. Başarmak zaman ve çaba gerektirecektir, ama özgürlüğünü kazanmak için ödenmesi gereken bir bedeldir. Bu yolda kazandığın deneyimleri de yine diğerleriyle paylaşarak daha çok değer üretebilir ve daha çok kazanabilirsin.

En büyük korkulardan biri senin diğerleri için elle tutulur hiçbir değer üretemeyeceğindir. Belki de işte kalıp çalıştığın saat süresince gelir elde etmen senin için daha iyidir. Belki de sen buna bile değmezsin. Bu düşünce tarzı da sana verilen bu eğitimin bir parçasıdır. Bu tamamen saçmalıktır. Ne zamanki bu yıkanmış beynini geri kazanırsın, o zaman diğer insanlar için yapabileceğin çok şey olduğunu görürsün. İnsanlarda bunlar için seve seve ödeme yaparlar. Senin gerçeği görmeni engelleyen sadece tek bir şey var, korku.

Tek ihtiyacın olan kendine biraz cesaret vermek. Senin gerçek değerin insanlığın, yaptığın iş değil. Senin tek yapman gereken kendini dünyaya tanıtmak. Bunu saklı tutabilmek için sana şimdiye kadar her türlü yalan söylendi. Gerçek mutluluğa ve gönül ferahlığına kavuşabilmen için cesaretini tekrar kazanman gerekiyor.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 9:03 pm |


5 Yorum Yazmışlar

  1. Eylül 6, 2007 : 9:54 pm Mustafa KILIÇ dediki:

    Eylül 6, 2007 : 9:54 pm

    İşte insanlara kazandırılan değer ve sağlanan faydaya küçük bir örnek; yukarıdaki yazı. İltifata gerek duymuyorum. Bu yazıya bir gözatın, bazı bastırılmış insani yanlarınızı farkına varacaksınız. İnsanın yaratılış amacı yazıda da dendiği gibi embesilce yaşamak değil, yada kültürsüz ve trafik kurallarından dahi habersiz yani görgü ve basit toplum kurallarından haberi ve umru olmayan bir işverene hayatını kiralamak değildi, lütfen Allah’haksızlık etmeyin ve potansiyelinizi kullanın. Site sahibi yazara emeği için teşekkür ederim.

    Başarı öykülerinizi siteme yazmanızı isterim.

  2. Eylül 13, 2007 : 10:19 pm DEMET dediki:

    Eylül 13, 2007 : 10:19 pm

    Bu yazı tam olarak bana hitab ediyor.
    kimseye bağımlı olmadan evde internet üzerinden yürütebileceğim bir gelir kaynağı arıyorum.
    Sizden daha fazla ayrıntılı bilgi ve fikir almak isterim . mail adresinizi ( msn) verirseniz sevinirim
    Teşekkürler

  3. Eylül 27, 2007 : 12:19 pm a dediki:

    Eylül 27, 2007 : 12:19 pm

    Kendi işinizi yaptıgınızda, kaptı kactı turu satış pazarlama işleri haric. kendi işinizi yaptırmanızda gerekecektir. kendi kendine yetecek kadar toplamak/kazanmak cook eski zamanlarda kaldı. İşinizi birilerine yaptırdıgınızda ise, madalyonu obur yuzunu gormus ve hududun oteki tarafına gecmiş suyun obur tarafından aynı suya bakar olursunuz. Daha çalıştırdıgım kişilere 10dk gec actın diye yada yarım saat gec acâtın diye kızmadım. işini nasıl yaptıgına baktım. kuralların tek amacı var işletmenin kr etmesi o zaman ne diye gereksiz sorun ve kurallarla insanları sıkacaktım ki? sonra anladım bu kurallar insanların kotu dusunmesinin, bos kaldıgında toplumda kabul edilmeyen hareketlerin planlarının yapmak icin bulunmaz fırsatlar olan zamanlar. Tabii bilmem kac $ a içinde muhteşem, inanılmaz, çok etkili, herkesin isteyeceği urunler olan cantalardan alıyor değilseniz bu yazının hic bir anlamı yok. Bir de uyarı isareti koymussunuz, bahsettiginiz gibi kole olanlar umutsuzlukla bu yazıya karsı cıkacaktır, değilmi?!?!?
    Alırken yada satarken, kaç takla atılması gerektigii de yazsanız. yok ben bole işelrde yokum benim işim anal diyorsanız yine bir sey diyemeyecegim. Yanınızda yetiştirdiginiz insanlara bırakılamayacak iş ne kadar sağlıklı ve uzun soluklu olur onu da sizin takdirlerinize bırakıyorum.

  4. Ekim 20, 2007 : 10:05 pm kartal dediki:

    Ekim 20, 2007 : 10:05 pm

    bu güzel yazı için teşekkürler…

  5. Aralık 22, 2007 : 2:09 am abdullah dediki:

    Aralık 22, 2007 : 2:09 am

    BUNUN İÇİN SITEYE GİRDİM ZATEN BIR SITE AÇMAK İSTİYORUM NASIL YAPMAM GEREK TIĞİNİ BİLMİYORUM TİCARİ AMAÇLI OLACAK BANA YARDIM EDERMİSİNİZ

Yeni Yorum Yaz ;)