30 Ağustos 2007

Evinizden Çalışarak Para Kazanmak Size Uygun mu?

Evinizden Çalışarak Para Kazanmak Size Uygun mu?

Evden Çalışma Rüyası
Kendi evinizin rahatlığında çalışmak, daha güzel ne olabilir ki? Peki tamam, ama bunun gerçekten büyük artı ve eksilerini konuşmak gerekiyor. Bu yazıda size bir bakış açısı kazandıracağını düşündüğüm kilit elementleri aktarmak istiyorum. Hem evde hem de şirkette çalışmış biri olarak konu hakkında bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum.

Evden Çalışmak: Gerçek Dünya, Artılar ve Eskiler

1. Pijamalarınızla çalışmak.

Artı: Bu en iyisi değil mi? Yataktan kalkıp pijamalarınız ve terliklerinizle işlerinizi halletmek. Güzel görünüyor ve gerçekten çoğu zaman güzel oluyor. İstediğiniz zaman istediğiniz giysi ile çalışmak oldukça rahatlatıcı olabilir.

Eksi: Çoğu insan için motivasyon nasıl giyindiğinize bağlı olarak değişir. Evet pijamalarınızla çalışabilirsiniz, fakat bunu bir süre yaptıktan sonra, önce duş alıp, sonra temiz giysiler giydiğinizde daha iyi çalıştığınızı fark edeceksiniz.

2. Patron yok.

Artı: Evet sizin omzunuzun üstünden bakan bir patron olmadığı aşikârdır.

Eksi: Aslında hepimiz bir “patron” sahibiyiz, örneğin

3. Rahat bir ajanda.

Artı: Bu en güzel faydalardan biri. Ne zaman çalışacağınıza siz karar veriyorsunuz. İstediğiniz zaman mola veriyorsunuz. Doktora mı gideceksiniz, problem değil. Çocuğunuzu mu hasta, onlara bakmak için zaten evdesiniz.

Eksi: Bir şekilde zaman ayırmalısınız, iş bitmek zorunda.(Bkz. O Bir Gün Asla Gelmez) Bu zamanı geceleri veya hafta sonlarını kullanarak yapabilirsiniz. Ama evi ve işi dengelemek oldukça zorlayıcı olabiliyor. Evde çalışmalarınıza ekstra zaman ayırdığınızda, aileniz varsa aranızda gücenmeler, küskünlükler oluşmaya başlayabiliyor. Eğer tek yaşıyorsanız bu biraz daha az etkili oluyor, ama yinede kendi özel hayatınızın zarar görmesine neden olacaktır. Bu yüzden ev ve iş hayatı arasındaki çizgileri çok iyi belirlemeniz ve buna sağdık kalmanız gerekiyor. Ne yazık ki bu tahmin ettiğiniz gibi kolay olmuyor.

4. Ofis dedikoduları yok.

Artı: Zam almak için yalakalık yapmanıza gerek yok. Kendi zammınızı kendiniz yapabilirsiniz. Ofisteki konuşmalara yabancı kalmamak için Kurtlar Vadisi veya Yaprak Dökümü seyretmenize gerek yok. Ama..

Eksi: Bu sebepler sizin rakiplerinizi nasıl öne geçirdiğini göreceksiniz. Müşterilerinizi, üyelerinizi, okuyucularınızı, fırsatları kaybedebilirsiniz, çünkü ilişkileri geliştirmek için yeterince çalışmıyorsunuz. Politika kötüdür veya iyidir diyemeyiz, o öyle bir şeydir.Ama sonuç olarak çalışmaya çok da can atmadığınız insanlarla çalışmak zorundasınız.

5. Limitsiz gelir şansı.

Artı: Şirketteki gibi yükselmek için yıllarca beklemenize gerek yok. İşinizdeki beceri ve kaliteniz sizin gelirinizi belirleyecektir. Sıkı ve akıllıca çalışırsanız gerçekten geliriniz çok yüksek rakamlara ulaşabilir.

Eksi: Bu hiç kolay değil. Akıllıca tasarlanmış bir iş planı yapmanız gerekiyor. Bu planınızı karşınıza her an çıkabilecek zorluklara karşı tekrar uyarlamanız gerekecektir. Bu yüzden çok düzenli, organize ve odaklanmış bir şekilde çalışmalısınız. Başlangıçta bunlar çok zor gelebilir, ayrıca sigorta, emeklilik ve maaş gibi önemli şeylerden yararlanamayacaksınız.

6. Kimse sizi rahatsız etmez.

Artı: Geveze ofis arkadaşlarınız artık sizi rahatsız edemeyecek, verimliliğinizi düşüremeyecek. Her gün yapılan gereksiz toplantılara da katılmak zorunda olmayacaksınız.

Eksi: Gerçektende tek başınıza kalmanız ve rahatsız edilmemeniz oldukça zor. Aileniz veya ev arkadaşınız sürekli sizinle olacaktır. Hafta sonu siz çalışmaya çalışırken onlar evde eğleniyor olabilir veya gece çalışmak istediğinizde rahatsız olup size sinirlenebilirler. Eğer çocuklarınız varsa bunu unutun gitsin, özellikle küçük yaşlarda. Bu gerçekten zorlu bir süreç ve limitlerinizi, sınırlarınızı iyi belirlemeniz gerekiyor.

Eğer tek başınıza yaşıyorsanız bu seferde izolasyon problemi ortaya çıkacaktır. Bu sefer danışmak istediğinizde veya yardım almanız gerektiğinde yanınızda pek kimse bulamayabilirsiniz. Bu tür yardımlaşmaya dayalı ilişkiler kurmanız ve bunları sıcak tutmanız gerekecektir. Kimse tek başına bir ada gibi ayakta duramaz, gerektiğinde takım çalışması ve yardımlaşma yapılmalıdır. İzolasyondaki diğer problem kendi motivasyonunuzu kendiniz sağlamalısınız. Her ne kadar inkâr etsek bile bazen birilerinin bizi zorlamasına ihtiyaç duyarız. Patron olmadan, baskı olmadan bunu kendi kendinize uygulamanız gerekecektir. Evet zorlamalar bazen motivasyon amaçlı kullanılabilir.

7. Bir kaç saat çalışacağım, daha kolay olur.

Artı: Belki gerçekten az çalışarak işlerinizi halledebilirsiniz yada az çalışmakla yetinebilirsiniz. Kendinizi düşük bütçeyle yaşamaya adapte edebilir ve fazla çalışmaya ihtiyaç duymazsınız.

Eksi: Çoğumuz için bir işi başlatma ve sürdürmek, zorlu bir iş ve uzun çalışma saatleri demektir. Tabii ki bu saatler kendi işiniz içindir ve güzel bir şeydir. Fakat zaman da sizin zamanınızdır ve zaman paraya eşittir. Kendi sevdiğiniz işi yapıyorsanız bu harcadığınız zaman size zor gelmeyebilir. Ama günün sonunda, hiçbir ilerleme kaydedemediğinizde yine “acaba doğru yolda mıyım?” sorusunu kendinize soracaksınız. Hiçbir zaman yolunuzdan sapmamalı ve planınıza sağdık kalmalısınız.

8. Daha yaratıcı fikirler.

Artı: İşin başında siz olacaksınız, işinizdeki tüm kararları siz vereceksiniz. Sizin yaratıcılığınız eğlenceli ve vahşi olabilir. Ama yinede birbiriyle çelişen durumlar söz konusu olacaktır.

Eksi: Para kazanabilmek için birilerini memnun etmek zorundasınız. Bu yüzden yaratıcılığınızı sınırlamak zorunda kalabilirsiniz. Çılgınca fikirlerinizi uygulamaya çalışmak müşterileri, yayın evlerini veya üye şirketlerinizi memnun etmeyebilir. Bu yüzden yaratıcılığınızı gelirinizi yükseltecek şekilde kullanmanız ve sınırlamanız gerekiyor.

9. Sevmediğiniz şeyleri satmaya çalışmıyorsunuz.

Artı: Artık satmak zorunda olduğunuz “ayın ürünü” olmayacak. Belki çalıştığınız şirketi az çok seviyorsunuz, ama ürünlerini satmaya çalışma artık sizi çok sıkıyor.. Yaşasın artık bunlarla uğraşma zorunda değilsiniz.

Eksi: İşiniz ne olursa olsun birşeyleri satmak ve pazarlamak zorundasınız. Asıl sizi başarı ve başarısızlık arasındaki çizgide belirleyecek de budur. Kendi inandığınız ve sevdiğiniz şeyleri satmak daha kolaydır. Eğer yaptığınız işi ve ürünleri sevmiyorsanız, halen doğru iş fikrinizi hayata geçirmemişsiniz demektir. Gerçek “satış” insanlara yardımcı olacak şeyleri verebilmektir. Müşterilerinizin ihtiyaçlarını iyi analiz etmeli ve onlara yardımcı olmalısınız, ancak bu ölçüt çerçevesinde satışlarınızı arttırabilirsiniz.

10. Kâbus gibi müşterilere son.

Artı: Eğer müşteri size garip geldiyse, hizmetinizi anlamıyorsa ya da tipini beğenmediyseniz her zaman “güle güle” diyebilirsiniz.

Eksi: Hiç bir zaman bu tür müşterilerden tamamen kurtulamazsınız. Bu yüzden böyle durumlarla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeniz gerekir.

Tüm Zorlukları Nasıl Aşarsınız

İki kelime, iş planlaması. Tüm bunlarla başa çıkabilmeniz için yapabileceğiniz en iyi şey bir iş planına sahip olmaktır. Eğer sizi finanse edenlerle paylaşmayacaksanız bunun resmi olması gerekmez. Ama ne kadar detaylı bir plan yaparsanız bu size o kadar yarar sağlayacaktır. Bu konu hakkında internette birçok kaynak bulabilirsiniz.

Son Sözler

Bu makale, evden çalışma rüyanızı gerçekleştirmeye çalışırken, sizin şevk ve kendinize güveninizi kırmak için yazılmadı. Fakat gerçeklerle yüz yüze gelmelisiniz, size burada hem iyi hem de kötü yönlerini göstermeye çalıştım. Böylece rüyanızı gerçekleştirmeye çalışırken ne kadar rahat olacağınızı görmeniz daha rahat olacaktır. Evden çalışmak gerçekten harika bir şey, fakat herkes için değil. Her zaman şunu unutmayın, eğer işler kötü giderse bir gün yine eskiye dönüp birilerinin yanında çalışabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek yazılar

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 9:31 pm | Yorumlar (26)

27 Ağustos 2007

Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin

Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin

Kendi alanlarında başarıya ulaşmış insanlar ortak bir değeri paylaşırlar, onlar işleri hallederler. Bu değere ulaşmak için zekalarını, bağlantılarını, yeteneklerini kullanırlar.

Bu konseptin güzel yanı sonuca ulaşmak için oldukça basit bir yol izlemesidir. Harekete geçme alışkanlığı bunun temelini oluşturur, şimdi harekete geçmenizi ve bunu alışkanlı haline getirmenizi sağlayacak 7 ipucundan bahsedelim.

1. Herşey mükemmel olacak diye beklemeyin. Eğer başlamak için herşeyin mükemmel olmasını beklerseniz, asla başlayamayabilirsiniz. Her zaman hazır olmayan birşeyler olacaktır. Zamanı gelmemiş, pazar oluşmamış veya yapacağınız işte çok rekabet olabilir. Gerçek dünyada başlamak için kusursuz bir zaman yoktur. Harekete geçmeli ve sorunlarla başa çıkmalısınız.

2. İş bitirici olun. Sürekli işleri nasıl yapacağınızı düşünmeyin, onları yapın. İşinizi geliştirecek yeni bir fikriniz mi var? Neden bunu hemen gidip açıklamıyorsunuz. Aklınızda oluşan bir fikir, aklınızda kaldıkça gücünü yitirecektir. Bir kaç gün sonra eski isteğinizi de kaybedeceksiniz. Bir kaç hafta sonra ise tamamen unutmuş olacaksınız. Ama aklınızdakini sürekli harekete dökerseniz, aklınıza çok daha yeni fikirler geleceğini göreceksiniz.

3. Fikirler tek başlarına başarıya ulaşamazlar. Fikirleriniz önemlidir, ama onları gerçekleştirmek daha önemlidir. Gerçekleştirilmiş normal bir fikir, “bir gün” gerçekleştirilmek üzere bekleyen bir düzine mükemmel fikirden daha değerlidir. Eğer gerçekten işe yarayacağını düşündüğünüz bir fikre sahipseniz, bunu gerçekleştirmek için bugün birşeyler yapın. Harekete geçmediğiniz sürece bu fikirle bir yere varamazsınız.

4. Korkularınızı yenmek için hareket enerjinizi kullanın. Kalabalık bir toplulukta konuşma yapacak bir insan için en zor zaman, kendi sırasını beklediği zamandır. En profesyonel insanlar bile bu heyecanı yaşarlar. Konuşmaya başladıkları anda tüm korku ve heyecanları son bulur. Harekete geçmek korkularınızı yenmenin en iyi ilacıdır. Harekete geçmenin en zor yeri, harekete başlamayı beklemektir. Top yuvarlanmaya başladıktan sonra kendinize güveninizi kazanırsınız ve işler daha kolay yürümeye başlar. Korkunuzu yenin ve harekete geçin, kendinize olan güveniniz bunu sağlamlaştıracaktır.

5. Yaratıcılık makinenizi çalıştırın. En büyük yanılgı, yaratıcı bir çalışma yapmak için ilhan gelmesini beklemektir. Eğer yüzünüze ilham yağması için beklerseniz, işlerinizi yaparken çok zaman kaybedersiniz ve belirli bir periyot yakalayamazsınız. Beklemek yerine, yaratıcılık makinenizi siz kendiniz çalıştırın. Eğer bir şey yazmanız gerekiyorsa, kendinizi sıkın ve oturup yazın. Kalem kağıdı alın, düşünün, karalamalar yapın; kalemi hareket ettirdiğiniz anda aklınıza yeni fikirler gelecektir.

6. Anı yaşayın. Şu anda ne yapabileceğinize odaklanın. Geçen hafta ne yapamadıklarınız hakkında kendinizi üzmeyin, yada yarın yapabileceklerinizle. Sizin etkileyebileceğiniz tek zaman, şimdiki zamandır. Eğer sürekli geçmişe veya geleceğe takılırsanız, hiçbir şey yapamadan oturursunuz. Yarın veya sonraki hafta, hiçbir zamana dönüşür.

7. Hemen iş başı yapın. İnsanlar asıl toplantıdan önce aralarında sohbet ederler, küçük tartışmalar yaparlar. Tek başına çalışanlar için de sosyalleşme ihtiyacı nedeniyle, bu durum benzerlik gösterir. Bir işe başlamadan önce email kutunuzu kaç kere kontrol ediyorsunuz, televizyona ne kadar göz atıyorsunuz? Bu gibi durumlar sizin konsantrasyonunuzu bozacaktır, bu yüzden bunları geçip hemen işe koyulmanız gerekir.Her zaman ulaşmanız gereken noktaya doğru ilerleyin, böylece çok daha verimli olacaksınız.

8. Bonus ipucu. Başınızda sizi kontrol eden insanlar varken, onların onayını almadan harekete geçmek cesarat ister. Belkide bu yüzden her yeri patronlarla çevrili insanlar pek nadir girişimci ruhuna sahip olabiliyor. Eğer aklınızda iyi bir fikir varsa, kimseden izin almadan bunu gerçekleştirmeye başlayın. İnsanlar sizin işleri gerçekten halletmeye çalıştığınızı anladıklarında, size katılmak isteyeceklerdir. Sizin patronlarınız bir işi yapmak için kimseden izin almazlar, sizde onlara katılmak istiyorsanız kendi başınıza hareket edebilmeyi öğrenmelisiniz.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 5:00 pm | Yorumlar (5)

26 Ağustos 2007

İnternet Sizin Verimliliğinizi Gerçekten Yükseltiyor mu?

İnternet Sizin Verimliliğinizi Gerçekten Yükseltiyor mu?

İnternetin gücünü düşününce, bize hem paradan hem de zamandan tasarruf kazandırdığını sanırız. Eğer doğru kullanıldığında gerçekten verimliliği arttırdığı doğrudur. Bunun yanında size fazladan yük bindirebilir, negatif yönde çalışabilir. Günde bir saat internet kullanmak, bize alış-veriş, sosyal aktiviteler ve işimiz için zamandan tasarruf etmemizi sağlar. Ama günde 7 saat internete girmek, bize 7 kat daha yararlı olacağı anlamına gelmez. İnterneti gerçekten kendi başarı ve veriminizi artırmakta kullanabiliyor musunuz, yoksa sizin için sadece zaman kaybı mı?

İnternetin Verimliliği Yükselttiğinden Nasıl Emin Olursunuz.

1. Email.

2. Haberler ve Gezinti.

İnterneti kullanmaya başladığımdan beri gazete ve dergi alma alışkanlıklarım çok geriledi. Kendi takip ettiğiniz siteler sayesinde gazetelerden çok daha hızlı bir şekilde bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Kendi hobilerinizle ilgili siteler sayesinde dergi okumaktan çok daha ötesine geçip sosyal bir şekilde hobilerinizle ilgilenen insanlarla tanışıyorsunuz. Fakat haber ve sosyal içerikli siteler tahmin ettiğimizden daha fazla zamanımızı harcıyor olabilir. Sürekli ilginç bir şeyler bulmak için internette gezmek bir efor gerektirir ve her zaman verimli olmayabilir. Bu gibi durumlarda 10 dakikalık aralar vermek farklı bir şekilde yapmakta olduğunuz şeyi geliştirebilir. Saatlerce oturup birşeylere bakmak yerine, gerçekten yararlı bir şeyler yapmamız gerektiğini hatırlatabilir. Her zaman internette gezinti yaptığınız süreyi gözlemleyin ve bunu kendiniz için uygun bir zaman dilimine göre ayarlayın.

3. Bir Amaç.

Bilgisayarın açma tuşuna bastığınızda bir amacınız olduğundan emin olun. Şu ana kadar yaptıklarınızla, yapmanız gerekenler için ne kadar zamana ihtiyaç duyduğunuzu karşılaştırın ve verimliliğinizi ölçün.

4. Forumlara Bağımlı Olmayın.

Forumlar yeni insanlarla tanışmak ve yararlı şeyler öğrenmek için güzel yerlerdir. Fakat sizi ilgilendirmeyen her konu için yazmaya başlarsanız, sizde bağımlı olabilirsiniz. Forumlarda harcadığınız zamana dikkat edin. Bazı forumlar gerçekten zamanınızı boşa harcatmak için oldukça güzel içeriğe sahip olabilirler.

5. 120 Milyar İnternet Sayfası Çok Geliyorsa.

İnternetin bu kadar büyük ve limitsiz olması çok güzel olmasının yanında bazı dezavantajları da beraberinde getirir. İnternetten bilgi almaya çalışmak, elinize bir bardak alıp Niagara şelalesinin altında oturmaya benzer. Biz kesinlikle bardağımızı doldururuz, problem ihtiyacımız olandan fazlasına maruz kalırız. Burada ipucu, sadece bize ihtiyacımız olan şeyleri almaktır. Bookmark veya Rss kullanıyorsanız, burada kayıt ettiğiniz siteleri ihtiyaçlarınıza göre azaltın. Sadece sizin istediklerinizi internetten aldığınıza emin olun, başkalarının size vermeye çalıştıklarını değil.

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 10:36 am | Yorum Yok :(

19 Ağustos 2007

Hayatınızı Tekrar Yönetmeye Başlayın

Hayatınızı Tekrar Yönetmeye Başlayın

Eğer hayatınızdan nefret ederseniz ne olur? Yada tam olarak nefret etmiyorsunuz, sadece şu anki durumdan hoşnut değilsiniz. Belki de stresli, sıkılmış veya ilgisizsiniz. Yaşamanın amaçsız olduğunu da düşünüyor olabilirsiniz.

Eğer yaşamanın amacını göremiyorsanız, yaşamın amacındaki noktayı tamamen kaçırıyorsunuz. Yaşamın amacı onun tadına varmak, eğlenmektir.

Yaşamın tamamen sana ait, tabi onun yönetimini bırakmak gibi bir hata yapmadıysan. Eğer kendini böyle bir durumun içinde bulduysan, kendini kötü hissetmene gerek yok. Zaman zaman hepimiz böyle hatalar yapabiliriz. Çoğu zaman tüm hayatımızın ve deneyimlerimizin bizim kontrolümüz altında olduğunu unuturuz. Ama gerçek olan, biz seçimlerimizle yaşarız.

Eğer hayatınızın sizin kontrolünüz altında olmadığını düşünüyorsanız, bu sizin kontrolü bırakmayı seçmenizden kaynaklanmaktadır. Hareket halindeki bir makinenin kontrolünü bıraktığınızda, araba giderken direksiyonu bıraktığınızda ne olmasını beklersiniz? Bu hareketin sonuçları kestirilemez. Araba olduğu yerde daireler çizebilir, bir yerde takılıp durabilir veya çarpıp parçalanabilir. Bu bizim hayatımızı kontrol etmediğimizde bizim başımıza gelecek olanları gözler önüne sermiyor mu?

Teslimiyet

Hayatınızın kontrolünü daha büyük bir gücün eline teslim etmek nasıl olur? Bu iyi bir şey değil mi? Bunu nasıl uyguladığınıza bağlı olarak değişir. Eğer her şeyinizi o güce bırakıp, her şeyin yolunda gitmesini bekliyorsanız.. güzel.. Umarım bunu 120km hızla otobanda giderken denemezsiniz. Bu tip bir teslimiyetçilik, bilinçli yaşama tamamen zıt bir durumdur. Bu duygusal değildir. Bu ilahi değildir. Bu sadece aptallıktır.

Duygusal Geri Bildirim

Sizin insani duygularınız, bir geri bildirim mekanizması olarak size hizmet eder. Bu arabanızdaki göstergeler gibi düşünülebilir. Eğer göstergelerde bir şey hatalı gözüküyorsa, yola devam etmeden önce bunu onarmanız gerekir. Bu göstergelerin bozulduğu anlamına gelmez.

Eğer arabayı ağaca çarptıysanız, gazı köklemenize rağmen gitmiyorsa bu arabanın suçumudur? Siz arabanıza bağırır mıydınız, “Aptal araba, arabamdan nefret ediyorum”, çünkü bir ağacın bile üstünden geçemiyor? İnsanlar sizin deli olduğunuzu düşünmez miydi? Ama bu birçoğunun kendi yaşamları için takındıkları bir tavırdır. Bu ağaca takılıp kalmak belki sizin suçunuzdur, belki değildir. Fakat unutmayın ki şoför hala sizsiniz. Arabayı suçlayarak bir yere varamazsınız, sadece durumu daha kötü hale sokarsınız.

Hayatınızdan zevk alamadığınızda bu dinlemeniz gereken bir mesajdır. Kötü hissetmek, sizin duygusal problemleriniz olduğunu göstermez ya da psikolojik olarak çöküntüye uğradığınız anlamına gelmez. Sizin geri bildirim mekanizmanız gayet güzel çalışmakta. Hayatınız iyi gitmiyorsa bunun için kötü hissetmeniz gerekir. Siz sadece mesajı doğru almalı ve doğru şekilde çözmek için harekete geçmelisiniz.

Örneğin, eğer sen kronik olarak her şeye ilgisiz, depresif, sıkılmış veya ağlamaklıysan, belki de duygularının sana vermek istediği mesaj şudur: “Senin hayatın çok boktan!”

Şunu söylemek gerek, şu andaki hayatın senin istediğin bir durumda değil. Şu anda yaşadıklarını yaşamaya devam etmek istemiyorsun.

Bu mesajı çoğu kişi o şekilde veya bu şekilde bir gün alıyor, bu mesaja verilecek tepki ise başlı başına bir problem. Belki de terapiye, haplara veya her şeyden kaçmaya ihtiyacımız olabilir. Bu benzini bittiği için arabanıza kızmak gibidir. Arabanızla yol alırken benzininin bitmesi gerekir. Bu onun doğru bir şekilde çalıştığını gösterir.

Aynı şekilde siz yolunuzu kaybettiğinizde bu tip negatif duygular içinde olmalısınız. Bu sizin duygusal geri bildiriminizin çalıştığı anlamına gelir. Bu olduğunda minnettar olmalısınız, çünkü bu çok değerli bir bilgidir.

Tepkinizi Seçin

Bir kere negatif duygu bildirimleri aldığınızda, bunun için bir şeyler yapmanız gerekir. Bu sizin yapmakta olduğunuz şeyleri değiştirebilmek için, poponuzu kaldırıp hareket etmeniz anlamına geliyor. Eğer uzun bir süredir bu negatif duygular içinde kaldıysanız, uzun süredir bu mesajı görmezden geliyorsunuz demektir. Bu arabanızdaki ikaz lambasını görmezden gelmek gibidir, git gide durum daha da kötüleşir.

Eğer işiniz hakkında kötü düşünüyorsanız, değiştirin. Eğer ilişkinizin kötü gittiğini düşünüyorsanız, değiştirin. Eğer vücudunuzun görüntüsünü beğenmiyorsanız değiştirin. Eğer finansal olarak kötü durumdaysanız, bunu değiştirin.

Ben değiştirmenin kolay olacağını söylemiyorum. Ama bir şeyleri değiştirmek tamamen sizin elinizdedir ve bu oturup kendinize acımaktan çok daha kolaydır. Harekete geçmeyi düşünüp hareket etmemek, hareket etmekten daha zordur. Eğer negatif duygulara takılıp kaldıysanız, aslında gereksiz bir şekilde zor olanı yapıyorsunuz. Sizin için en zor olan seçeneği uyguluyorsunuz. Poponuzu kaldırıp bir şeyler yapmak çok daha kolaydır.

Bir gecede her şeyi düzeltemeyebilirsiniz, ama harekete geçmiş olmak bile kendinizi çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. İstediğiniz değişiklikleri yapma yolunda ilerledikçe, kendinizi tekrar mutlu hissetmeye başlayacaksınız.

Eğer çok uzun zamandır kendinizi kötü hissediyorsanız, bunun nedeni çok uzun süredir istemediğiniz hayatı yaşıyor olmanın verdiği acıdır. Eğer şu anda bulunduğunuz durumu beğenmiyorsanız, terk edin. İstemediğinizi biliyorsunuz, neden katlanıyorsunuz..

Kendinizi kandırmaktan vazgeçin. Değişmek için güçsüz değilsiniz. Aklınızın içinde yapmanız gerekenden çok daha karmaşık çıkış yolları düşünüyor olabilirsiniz. Bir çok içinden çıkılamaz gibi görünen durum, aslında harekete geçtikten hemen sonra ne kadar basite indirgenebildiği görülebilir. Bir kaç örnek verelim;

Eğer işinizden nefret ediyorsanız, patrona gidin ve şunu deyin, “Bu işi sevmiyorum, bu yüzden istifa ediyorum.”

Eğer ilişkiniz sizi mutsuz ediyorsa, partnerinizin karşısına geçin ve şunu deyin. “Bu ilişki benim açımdan yürümüyor, ayrılmak istiyorum.”

Eğer vücudunuzun görüntüsünden hoşlanmıyorsanız, onun neden bu hale geldiğini de biliyorsunuz. Mutfağa gidin ve sürekli yediğiniz, sizi kötü bir şekle sokan her şeyi çöpe atın. Markete gidip çok daha yararlı şeylerle bunların yerlerini doldurun.

Eğer finansal olarak kötü durumdaysanız, şu andaki gelirinizi düşünün ve bunu nasıl %50 arttırabileceğinizi düşünün. Bunun için ne üretmeniz, ne yapmanız gerektiğini bilen birilerine danışın.. Patronunuza gidip kazanmak istediğiniz parayı kazanabilmek için ne yapmanız gerektiğini sorun. Eğer bunun imkânsız olduğunu söylüyorsa, bu işi değiştirmeniz gerektiğini biliyorsunuz.

Bir çıkış yolu bulmak, basit kararlar almak ve bunları harekete dökmekle ilgilidir, her zaman istemediklerinizden uzaklaşıp istediklerinize yönelmektir. Eğer ne istediğinizi tam olarak bilmiyorsanız, olayları çözene kadar bir süre sadece istemediklerinizden uzaklaşın.

Ne kadar kötü durumda olduğunuzu düşünseniz de, çaresiz değilsiniz. Bu hale düşmenizde sizin büyük rolünüz olabilir veya birilerini suçluyor olabilirsiniz. Ama geçmiş geçmişte kaldı, hatalarınız için kendinizi harap etmenize gerek yok. Bir daha ki sefere daha bilinçli olacağınızı düşünün ve ileriye bakın.

Kendi gücünüzle karar verme yeteneklerinizi kullanın. Eğer hayatınız çekilmez bir haldeyse, duygularınız bunu size her gün söylüyorsa, geçmişte verdiğiniz kararları vermekten vazgeçin, çünkü işe yaramadıkları ortada. Şimdi farklı kararlar vermenin ve onları yapmanın zamanıdır.

Eğer sizin durumunuz için doğru olanı tam seçemiyorsanız, sadece şu anda yapmakta olduğunuz şeylerden farklı olanları yapın. Nasıl olsa onların işe yaramadığını biliyorsunuz. Yeni verdiğiniz kararlar daha iyi sonuç verebilir yada vermeyebilir. Her iki durumda da duygularınız size bunu bildirecek, böylece doğru yola girmenize yardımcı olacaklar. Yapacağınız her şey, hiçbir şey yapmamaktan daha iyi sonuç doğuracaktır.

Mutluluğu Seçin

Doğru gitmediğini düşündüğünüz bir hayatı yaşama devam etmeyin, değiştirin. Eğer gerekiyorsa radikal değişiklikler yapın. Sizin kötü hissetmenizi sağlayan herkesi çevrenizden uzaklaştırın. Sizi mutsuz eden şeyleri bırakın. Hayatınızı yeniden başlatın. Eğer çevrenizdekiler bundan hoşnut olmazsa, onlara biraz bağırın, üstesinden geleceklerdir.

Siz istediğiniz bir hayatı yaşamak için buradasınız, istemediğiniz bir hayatı sürdürmek için değil. Sizin bu durumdan çıkmanız için ihtiyacınız olan harekete geçmek için karar verme gücünüzün olmasıdır. Bu gücünüzü bilinçli olarak sınayın.

Hala ne yapacağınızı bilmiyorsanız, kendinize şu soruyu sorun: “Benim durumumda mutlu bir insan ne yapardı?” Eğer mutlu bir insanın yaptığı şekilde sorunun üstesinden gelebilirseniz, sizin hayatınızda mutlu olabileceğiniz bir yola girer. Eğer hiç bir şey düşünemiyorsanız gidip internette bir forumda duygularınızı ve durumunuzu anlatabilir. Sizin göremediğiniz basit detayları insanların size göstermesini deneyebilirsiniz. Birçok insan başkalarının da fikirlerini duymaya ihtiyaç duyabilir, mutluluğa ulaşabilmek için yardım almaktan çekinmeyin.

Asla Vazgeçme

Ben “Hayatım çok boktan” durumlarına çok yabancı değilim. Yataktan öğleden sonra kalkıp, saatlerce bilgisayarda oyun oynayıp, gece arkadaşlarla içmeye gittikten sonra, hayatımın neden bu kadar kötü olduğunu düşündüğüm yürüyüşler yaptığım günleri çok iyi hatırlıyorum. Bazen günlerce aynı şeyi tekrar ve tekrar yapıyorum ve hayatımı bu durumdan çıkarmak için bir şey yapmıyorum. Bu periyotlar hayatınızı tamamen bulanık gördüğünüz anlardan oluşabiliyor.

Sonunda bunu yeterince tekrarladım ve kırılma noktasına geldim. Bunu değiştirmeye karar verdim. Bu hayatın gidişatına karar verenin ben olduğumu anladım ve bunu değiştirmek için tüm gücümü kullandım. Halen gelmek istediğim yere gelememiş olmama rağmen, ne istediğimi biliyorum ve onun için yolumda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyorum. Bu değişim ne kolay, nede hızlı oldu. Yeni yoluma doğru ilerlemeye başladığımdan beri kendimi çok daha iyi hissediyorum.

Bana bir destek sağlamayan arkadaşlarımla görüşmeyi kestim, içkiyi azalttım, yeni bir çalışma alanı oluşturdum, paramı kontrol altına aldım ve bazı eski pozitif arkadaşlarımla yeniden görüşmeye başladım. Sayısız değişikliği hızlı kararlar vererek gerçekleştirdim. Neyin daha iyi olacağını çözemediğim durumlarda sadece olandan farklı bir yol izlemeyi denedim ve işe yaradı.

Eğer zorlu bir dönemden geçiyorsanız, bunu anlarım. Bunu daha önce o yollardan geçmiş biri olarak söyleyebilirim. Elbette sizin durumunuz benimkinden çok daha farklı sebeplerle ortaya çıkmış olabilir veya benden çok daha kötü durumda olabilirsiniz, bunu sonra tartışabiliriz. Fakat hayatın ne kadar anlamsız geldiğini nasıl hissettiğinizi tahmin edebilirim. Her sabah kalkıp bugünü geçirebilecek değişik bir şey bulmayı, asıl sorunlardan uzaklaştıracak uğraşlar edinmeyi, ileride ne yapacağımı düşünmemek için yeni bir filmle veya bir oyunla zihnimi dağıtmayı iyi bilirim.

Ayrıca şu anda şunu da biliyorum ki tek çözüm, uyanıp kendinize ne yaptığınızı görmektir. Hayatınızın yöneticisi sizsiniz, bunun farkına varın, aileniz değil, patronunuz değil, eşiniz değil, hükümet değil, toplum değil. Kimse sizi kurtarmaya gelmeyecek, siz tek başınızasınız. Eğer hayatınızın kötü gidiyorsa, bunu değiştirmek tamamen sizin elinizde.

Biz insanlar çok çabuk vazgeçebiliriz. En kötü durumda bile, kendimizi düştüğümüz çukurdan çıkarabilecek olan içimizdeki gücü kullanmalıyız. Tamamen umutsuz bir hayata sahip olabilmenin tek yolu, umudu kaybetmeye karar vermektir. Siz içinde bulunduğunuz duruma katlanmayı bıraktığınız anda, hayatınız iyi bir yönde gelişmeye başlamış demektir. Sizin düşünceleriniz ve hareketleriniz, gerçek hayatınızı belirleyen temel gücü oluşturur.

Hayatınız boyunca mimar, artist ve mühendis sizsiniz. Kendinizi şekillendirmek için yeteneklerinizi sonuna kadar kullanın. Nasıl zevk alıyorsanız o şekilde kullanamaya devam edin. Ve asla vazgeçmeyin.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 11:51 pm | Yorumlar (8)

11 Ağustos 2007

O Bir Gün Asla Gelmez

O Bir Gün Asla Gelmez

Kendinize bir çıkış yolu bulun.

Başarılı bir insanla başarısız bir insanı birbirlerinden nasıl ayırt edebilirsiniz? En kolay yol kullandıkları cümlelere dikkat etmektir. Başarılı bir insanla hedeflerinden konuştuğunuzda, size planlarını ve bunları gerçekleştireceği zamanları söyler. Başarısız bir insanla hedeflerinden bahsederken (bir hedefinin olduğunu varsayalım), konuşmanın arasında şu cümleyi duyarsınız “Umarım bir gün yapacağım”. İşte kaybedenleri gösteren bir ipucu, o bir gün asla gelmez.

Peki kaybetmeyi kendine yol olarak belirlemiş insanlar neden bu şekilde “bir gün”, “umarım”, “keşke” gibi kelimeler kullanır? Çünkü bu kendisine bir çıkış sunar, kendi sözlerine güven olmayacağını bilir. Eğer kendine kesin bir hedef ve zaman belirlerlerse ve yapamazlarsa başarısız olmaktan korkarlar, kaybedenler başarısız olmaktan nefret ederler. Kazananlar başarısız olmaktan korkmazlar çünkü yenilgilerden bir ders çıkarıp başarıyı yakalayabileceklerini bilirler.

Herkesin hayalleri ve hedefleri vardır. Bir hayal ve hedef arasındaki tek fark, hedef uğruna harekete geçilmiş bir hayaldir. Maddi olarak bağımsız olmak, bir aile kurmak, bir araba almak gibi hayalleriniz olabilir. Peki kaçınız bu hayallerinizi hedefe dönüştürdü? Eğer hedefe dönüştürdüyseniz ne zaman yapacağınızı da belirttiniz mi? Yoksa ” Bir gün yapacağım “, ” Umarım bir gün olacak ” mı dediniz?

Zamanı belirli olmayan bir hedef, hedef değildir.

Bir daire alacaksınız, eğer dairenin ne zaman biteceğini bilmiyorsanız almayı düşünür müsünüz? Satıcı dedi ki “Bir gün bitecek”, siz satın alır mısınız? Şimdi bunu kendi hayalleriniz için düşünün, “Bir gün yapacağım”. Eğer daireyi satın almadıysanız, hayalinizi neden alacaksınız?

Eğer hayatta bir şeyler başarmak istiyorsanız, bunun için bir zaman limiti koymalısınız. Bir zaman koymak sizi bu hedef uğruna çalışmaya zorlar, oturup “Bir gün oraya gideceğim” diyeceğinize oraya gitmek için yola koyulmanızı sağlar. Başarısız olmaktan korkmayın. Başarılı olmuş insanlar çoğu zaman yenilgilerinden ve hatalarından da bahsederler. Bazı yenilgiler başarıya giden yolda alınması gereken yenilgiler olabilir.

Basit bir örnek verelim, internetten para kazanmak bir çok insanın hayalleri arasında bulunur. Çevremdeki arkadaşlarımdan da bazıları bunu konuşurlar, ama içlerinden çok azı bu hayallerini gerçekleştirebilir. Yıllar sonra bile sadece iki tanesi bunu başarmaya yakın. Çünkü sadece onlar benim sözümü dinleyip bir site açtılar, diğerleri tahmin ettiğiniz gibi “Tamam halledecez o işi”, “Sen aç ben bir ara bakarım”, “Şu iş hallolsun sonra açarız” gibi cümleler kullanmaya devam ediyorlar.

Eminim onlarda “bir gün” hayallerini hedefe dönüştürebilecekler.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 2:05 pm | Bir Tanecik Yorum Var

11 Ağustos 2007

Her Gün Daha Verimli Çalışabilmek İçin 10 İpucu

Her Gün Daha Verimli Çalışabilmek İçin 10 İpucu

Hiç bugünü, bu haftayı ya da bu ayı nasıl geçirdiğinizi düşünüyor musunuz? Gününüzün hiç bir amaca ulaşmadan, hızlıca geçip gittiğini fark ediyor musunuz?

Hepimizin böyle günleri vardır elbette, ama her günün bu şekilde olması gerekmiyor. Gününüzü nasıl daha verimli ve daha iyi bir şekilde geçireceğinizi öğrenmelisiniz. Bunun için size bir kaç ipucu vereceğim, bunları adım adım uygulamanız gerekmiyor, aralarından hoşunuza gidenleri seçip deneyerek öğrenmelisiniz.

1. Günün amacını belirleyin. Bu benim en önemli kuralım. Her güne başlarken üç şeyi listelerim, en çok yapmak istediklerim, kesin yapmam gerekenler ve bunları nasıl yapacağım. Örneğin bu yazıyı yazmak benim bugün yapmak istediklerim arasındaydı..

2. İyi bir başlangıç yapın. Size güne zinde başlamanızı sağlayacak bir program bulmalısınız. Herkesin sabah yaptıkları farklıdır, bu yüzden kendinize uyanı sizin seçmeniz gerekiyor. Ama kesinlikle bunu tasarlamalısınız. Daha sonra bunu bir rutin haline getirmelisiniz. Bunlar egzersiz yapmak, sağlam bir kahvaltı yapmak, güneşin doğuşunu seyretmek, meditasyon yapmak veya önemli bir işi hemen halletmek olabilir.

3. Hedeflerinize odaklanın. Sabah yapılması gereken önemli işlerden biri, asıl hedefinize odaklanmaktır. Bugünkü hedefinizden bahsetmiyor, bu yılki hedefinizden bahsediyorum. İnsanların yaptığı en büyük hata bir çok hedeflerinin olmasıdır, bu yüzden de herhangi birine tam odaklanamamaktadırlar. Farkına vardım ki eğer tek bir hedef için çalışırsanız çok daha kısa sürede ve efektif bir şekilde yapabiliyorsunuz. Böylece sırayla diğerlerini de gerçekleştirebiliyorsunuz. İnsanların yaptığı bir diğer hata ise bu hedeflerine her gün düzenli olarak odaklanmamalarıdır. Uzun vadedeki hedeflerinizi düşünebilmek ve bunlar için çalışabilmek için gününüz içerisinde mutlaka zaman ayırın. Mümkünse bu çalışmanızı günün en başında yapın, böylece güne daha iyi başlamış olacaksınız.

4. Kendinizle bir randevu ayarlayın. Çoğumuz biriyle randevumuz varsa o saatler içerisinde başka bir işin araya girmesine izin vermeyiz. Bu daha önceden ayarlanmış vakit başka şeylerle bölünmez. Güzel, şimdi bunu kendiniz için yapın. Kendiniz için bir zaman ayırın, mümkünse sabah olsun (işler iyice çılgına dönmeden) böylece listenizdeki en önemli şeyleri yapabileceksiniz. Kendinize ayırdığınız bu zamanı başka şeylerin doldurmasına izin vermeyin.

5. Araya başka işleri sokmayın. Eğer işi yapmanız gerekiyorsa, emaillerinizi kontrol etmeyin, telefona bakmayın ve diğerlerinin sizin bulunduğunuz yere direk girmelerini engelleyin. Bunu kendinizle olan randevunuz süresince uygulayın, tabi işlerinizi yapmak istediğiniz her zaman bunu tekrarlayabilirsiniz.

6. Kendi zamanınızı bulun. Benim prime-time sabahları oluyor, yorulmaya başladıkça gün içerisinde konsantre olmak zorlaşıyor. Bu yüzden kendi zamanımı sabah kullanıyorum ve bir çok yapmam gerekeni sabah hallediyorum. Sizde kendinize en verimli olacak zamanı seçin ve kullanın.

7. Toplantılar ve aramalar için zaman ayırın. Telefon tamamen konsantrasyon dağılmasına sebep olur. Kendinize ayırdığınız zamanın dışında bir zaman ayırın. Yaklaşık 30 dakika sanırım telefon konuşması için yeterli olacaktır, diğer insanlarla buluşmak içinde gün içerisine bir zaman ayarlayın. Bu şekilde normalden daha verimli bir şekilde işlerinizi halledeceksiniz, üstelik insanlar sizin ne zaman rahatsız edilmek isteyim istemediğinizi anlayacaklar.

8. Önemli olanı aklınızda tutun. Acelemiz olduğunda elimize gelen her işi hemen halletmek isteriz. Önümüze gelen her işi bitirmek için uğraşırız, fakat günümüzü böyle harcamak yanlıştır. Burada yapılacak en iyi şey belirlediğiniz hedefleri ve bunları gerçekleştirmek için yapacaklarınızı aklınızdan çıkarmamanızdır. Aynı şekilde önemsiz olanları da aklınızdan atmalısınız. Tabi ki her şeyi hemen bitiremiyor olabilirsiniz, ama yinede verimli bir şekilde işlerinizi hallediyor olacaksınız.

9. Sağlam bir kapanış yapın. Dükkanı kapatmadan önce yine kısa bir rutin oluşturun. Masanızı toparlayın, e-mailleri temizleyin ve ertesi gün neler yapmak istediklerinizi düşünün. Bu bir günü kapatmak için en iyi yöntemdir, ertesi sabah kalktığınızda temiz bir başlangıç yapabilirsiniz.

10. Bugün hakkında yorum yazın. Her günün sonunda geriye doğru bir adım atın ve bugün neler yaptığınız kontrol edin. Nelerin yanlış gittiğini, nelerin hemen hallolduğunu ve nelerde gelişme kaydettiğinizi gözden geçirin. Hiçbir gün kusursuz değildir, ama biz hatalarımızdan ders alan akıllı insanlar olduğumuzdan bir sonraki günü daha iyi geçirebiliriz. Bu deneyimlerin, hataların ve başarıların size en verimli şekilde hizmet etmesi için bir günlük yazmak mantıklı bir seçimdir. Günün sonunda elde ettiklerinizi yazarak ileride kendi deneyimlerinizden tekrar tekrar yararlanabilirsiniz.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 4:35 am | Yorumlar (8)

7 Ağustos 2007

Para Kazanmak ve Mutluluğa Ulaşmak Arasındaki Denge

Para-Kazanmak-Mululuga-Ulasmak

Okuduğumuz haberlere göre, silikon vadisindeki milyoneler kendilerini pek de zengin hissetmiyorlarmış.

Bu kendilerini huzursuz hisseden milyonerler hali hazırda zaten zenginler, ama onlar için şu anda en önemli olan şey prestij kazanmaktaki yarışları, bu yarışta ne kadar çok kazanırlarsa prestijleri o kadar artıyor. Bunun sonucu olarak en iyiler arasına girebilmek için daha fazla kazanmak ve bunun için haftada 80 saatten fazla çalışmak gerekiyor. Gelecekte olası bir mali sıkıntı korkusuyla bu zaten zengin olan insanlar kendilerini işkolik bir hayat tarzıyla cezalandırmaya devam ediyorlar.

Kıskançlık ve özentilik daha fazla kazanmanızı sağlamaz.

Kıskançlık mantıksız ve verimsiz sonuçlar doğurur. Şunu itiraf etmeliyim ki bende daha önce gördüğüm çok para yapan ürünlere veya internet sitelere sahip olanları kıskanıyordum. Kontrol edilmediği zaman kıskançlık sizi kötü bir duruma sokabilir.

Eğer sizin rakibiniz direk sizi, sattığınız ürünü veya sitenizi hedef almamışsa, onun hakkında kaba davranmak gereksizdir. Zaman çok önemlidir ve yatırımınızı gerektirir. Başkalarına dalaşmak ve onların başarıları için kendinizi sıkıntıya sokmak yerine, kendinizi ve verdiğiniz hizmetleri geliştirmeye odaklanmalısınız.

Bu her ne kadar biraz klişe gibi görünsede, sizin en önemli rakibiniz yine kendinizdir. Kesinlikle oların yaptıklarını ölçün biçin, ama bunu kendinizi geliştirmek için kullanın. Bunların sizde negatif düşüncelere ve strese neden olmasına izin vermeyin.

Kıskançlık yardımıyla siz kendinizi motive ederek rakiplerinizin seviyesinde para kazanabilirsiniz, ama aynı zamanda bu sizin asıl hedefinizden sapmanıza ve kendinizi çok kasmanıza sebep olabilir. Profesyonel olarak her zaman başarıya aç olun, ama bundan ileriye gitmeyin.

Sanırım kendi sitenizi veya ürünlerinizi diğerleriyle çok sık karşılaştırmamak en iyi seçenek, diğer türlü bu motivasyondan çok sizde strese sebebiyet verir. Siz kendi yönünüzü belirleyip belirli aralıklarla kaydettiğiniz ilerlemeyi ölçmek maksadıyla kullandığınızda, bu sizin doğru yolda olduğunuzu gösterecek ve motivasyon sağlayacaktır.

Para ve Mutluluk

Yazının başında belirttiğimiz milyonerler sosyal baskı altında ezilmiş ve kendilerini sürekli daha fazla kazanmak için motive etmişlerdir. Fakat hali hazırda zaten rahat bir yaşam sürebileceklerini göz ardı ettikleri aşikardır.

Bu tamamen çevrenin etkisiyle oluyor ve çoğumuzun başına gelebilir. Ailemiz ve yakınlarımız çoğu zaman insanlara kazandıkları para ölçüsünde değer verme yanlışlığına düşmektedir. Buda insanları kendi istedikleri yollardan çıkartıp, sadece daha fazla kazanmak uğruna istemedikleri işleri yapmaya zorlamaktadır. Dalai Lama’nın Mutluluk Sanatı adlı kitabında şu maddelere yer veriliyor.

  1. Hayatın amacı mutluluktur.

  2. Mutluluk dışardaki olaylarla, durumlarla değil, içinizdeki duygularla ölçülür.

  3. Mutluluğa ulaşmak için akıl ve kalbin sistematik bir şekilde egzersizleriyle mümkündür, bu doğrultuda dışarıya bakış açımızı değiştirmek gerekir.

  4. Mutluluğun anahtarı sizin elinizdedir.

Sanırım bunlardan bazılarını para kazanmaya çalışırken aklımızda tutmak, hayatımıza yön veren önemli kararlarda yardımcı olacaktır.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 8:53 pm | Yorumlar (4)

3 Ağustos 2007

Hedeflerinize Ulaşabilmek İçin Günlük Zevklerinizden Vazgeçebilir misiniz?

Tembellik

Biliyoruz ki herkesin hedeflerine ulaşmaya ihtiyacı var. Fakat yinede bunları gerçekleştirmiyoruz. Günde defalarca epostalarımızı kontrol ediyoruz. Amaçsızca internette geziyoruz. Televizyon seyrediyor, video oyunları oynuyor veya arkadaşlarla takılıyoruz. Asıl yapmamız gerekenlerden kaçınmak için yapmamız gereken herşeyi yapıyoruz.

Bunu yapıyoruz çünkü bu aktiviteler gerçekten çalışmaktan çok daha eğlenceli. Hepsi kolay ve başarız olma riskiniz yok. İnternette gezerken çok mu zorlanıyorsunuz, sadece keyfini çıkarıyorsunuz. Kim bilir belkide yeni şeyler öğreniyorsunuz.

Ama bu her zaman olmuyor sanırım.

Bu aktiviteler zaman öldürmek için birebirdir; günümüzü daha çabuk geçirmemizi sağlarlar. Çünkü çalışmak sıkıntıdır. Hem çalışmanın işe yaradığını kim söylemiş? Eğer doğru yapmazsak işimizde de zaman zaman boşa gidiyor olabilir.

Her zaman bir özür bulunabilir. Zamanı hızlı geçirmek, zevklerimize boyun eğmek kolaydır. Bu tip şeylerde yapıcı bir taraf pek yoktur, ama tutarlı bir şekilde kendinizi ifade etmekten çok daha kolaydır. Çalışmak istemediğim zamanlarda hep yapmak istediklerim hazırdır, peki ya çalışmak istediğimde?

Zaman öldürmek bağımlılık yaratır. Ne kadar yaparsanız, onu yapmak için daha çok mazeret bulursunuz. Böylece daha çok yapabilirsiniz. Bugünlerde zamanımı nasıl geçirdiğimi ve bunun benim hedeflerime ulaşmadaki etkilerini düşünüyorum. Bunu analiz etmeye başladığımda görüyorumki yaptığım şeyler benim hedeflerime daha hızlı ulaşmamı engelliyor. Günlerin geçmesine öyle alışıyoruz ki, yaptığımız şeylerin bizim bilinçli tercihlerimiz olduklarını unutuyoruz.

Ama bunun farkına varmak bile, beni bu konuda biraz pozitif olarak etkiledi. Farkına varmak onu yenmek için atılacak ilk adımdır. Zamanımı öldüren davranışları yapmaya başladığımda, aklıma direk bunun bana zararları geliyor ve bu canımı sıkıyor. Sonrada bu yaptığımdan eskisinden daha az zevk almaya başlıyorum.

Burada geliştirmemiz gereken beceri, gerektiğinde zevklerimizi erteleyebilmektir. Bu uzun dönemdeki hedeflerinize ulaşabilmeniz için, anlık zevklerinize karşı koyabilmek anlamına geliyor. Eğer bunlara karşı koyamazsanız, asıl yapmanız gerekenleri asla yapmamış olursunuz.

Bu kolay bir şey değil, çoğu kişinin yapmak isteyeceği bir şey hiç değil. Çoğumuz alışkanlıklarımızın bize ne kadar zaman kaybettirdiğini çoğu kez fark etmiyoruz bile. Oturup kendimize gerçekten ne istediğimizi sormamız lazım, hayattaki hedeflerimizi iyi belirlememiz lazım. Çocukluğumuzdan beri hayalini kurduğumuz şeylerden vazgeçmek için yeterli keyfi alıyormuyuz yaptıklarımızdan? Yoksa bunları erteleyerek daha iyi bir hayat için adım atmaya başlayacakmıyız?

Ben bundan sonraki hareketlerimde eskisinden daha çok bir amaca yönelik olmasını sağlayacağım. Bu pek keyifli olmayacak, ama bunu başaramasam bile ilerde elimden geleni yaptığımı bilerek huzurlu olacağım.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 4:13 pm | Bir Tanecik Yorum Var

1 Ağustos 2007

Özel İşlerinizi Pazarlamak İçin Yapmanız Gerekenler

Kendini Pazarlamak

Benim gibi yazarlar, programcılar, grafik tasarımcıları ve diğer kendi işini tek başına yapabilenler için, bu işlerin pazarlama ve satış durumu her zaman kolay olmuyor.

Aslında pazarlama bizim işimizin önemli bir parçası, hayatta kalabilmek için de bunu iyice öğrenmek ve uygulamakta fayda var.

Şansımız var ki pazarlama kuralları o kadar da zor değil, tabi ki kimsenin pazarlamacı olmasına gerek yok. Çalışmalarımızdan ekmek yiyebilmemiz için biraz ucundan başlamak, bu yönde de kendimizi geliştirmekte fayda var.

1.Blog yazmak. Bu benim favorim kesinlikle. Ama bir blog açıp, bugün hangi bitki çayını denediğinizi yazmak işiniz için yeterli olmayacaktır. Her gün gerçekten faydalı olacağını düşündüğünüz bir yazı yazmak için efor harcayın. Eğer bunu yaparsanız, bir şekilde bir okuyucu kitlesine sahip olursunuz. Diğer sitelerden size yazı teklifleri gelebilir. Büyük ve küçük sitelerde sizin yazılarınız tavsiye edilmeye başlar, işte dostlar bundan sonra isminiz duyulmaya başlar (Bknz. Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım). Kesinlikle “hakkımda” sayfanızda sizin gerçek bilgileriniz olmasına dikkat edin, ne yaptığınızı, size nasıl ulaşacaklarını belirtin.

2.Arkadaşlarınıza mail atın. Kendi başınıza çalışmaya başladığınızda, arkadaşlarınıza, ailenize, tanıdığınız herkese kendi hakkınızda mail atın. Onlara hangi işi yaptığınızı ve nasıl çalıştığınızı anlatın. Spesifik olarak yazılarınızı, broşürlerinizi, web sitenizi, reklam tasarımlarınızı, düğünlerde çektiğiniz fotoğraflarınızı ne yapıyorsanız onu anlatın. İnsanlar sizin ne yaptığınızı az çok biliyor olabilirler, fakat onlara spesifik detaylar verirseniz onlar bunu daha iyi anlar ve bu tip servislere ihtiyaç olduğunda size dönebilirler. Çevresi geniş olanlardan özellikle size referans olmalarını isteyin, unutmayın arkadaşlarınız en iyi satışı yapmanız için en çok yardımcı olanlardır.

3. Yayıncılara mail atın. Kitapların ve dergilerin iletişim adreslerine bakınmak için biraz zaman ayırın. Verdiğiniz servise göre editöre veya reklam direktörüne mail atın. Bir fikir sunun ve tek seferlik iş yapmaya çalışın. Eğer başarılı olursanız, düşük ücretleri dert etmeyin ve kabul edin (bunun karşılığında sitenizin adresini yayınlatın). Bu ücretsiz bir reklamdır. Ayrıca beğenilirse bu sürekli işiniz haline bile gelebilir.

4. Misafir yazarlık. Eğer kendi bloğunuzu açmaya karar vediyseniz, ilk başlarda fazla kişinin sizin sitenizi bilmemesi biraz sinir bozucu olabilir. Kendinize güvenin ve diğer okuru bol bloglardan birine güzel bir yazıyı ücretsiz olarak yazın ve sitenize referans verin. Tüm bloglar buna sıcak bakmıyor, fakat güzel bir yazıyı kabul edecek bir sürü site var. Büyük bir sitede yazılarınız yayınlandıktan sonra, diğer küçük sitelerde bunlardan bahsederler. Böylece amacınıza ulaşmış, bir çok sitede kendinizi tanıtmış olursunuz. Bundan sonra sizin sitenize ve sattığınız servislere olan talep artacaktır. Diğer bloglara yazarken, en iyi işinizi çıkardığınızdan emin olun, çünkü burada kendi becerilerinizi pazarlıyorsunuz.

5. Yardımlaşın. Diğer blog yazarlarıyla yada işinizle alakalı diğer insanlarla ortak bir şekilde yapılacak projeler üzerine araştırma yapın. Grupta herkesin tek başına yapabileceğinden çok daha kapsamlı ve ses getiren işler çıkarılabilir. Sizde grupta olduğunuza göre bu sizin referansınızdır ve kendi işlerinizi pazarlarken çalışmalarınız en önemli kozlarınızdır. Hem kendinizi geliştirmiş, hemde farklı kitlelere başarılı bir şekilde ulaşmış olursunuz.

6. Diğer özel çalışanlarla partner olun. Örneğin siz bir yazarsınız ve tasarımcı biriyle ortak çalışabilirsiniz. Çoğu durumda bir iş bir çok servisi kullanmayı gerektirir, normalde tek başınıza alamayacağınız işleri partneriniz sayesinde alabilirsiniz. Tasarımcı partnerinize de bir yazarlık işi geldiğinde size bildirecek böylece bu işleride kaçırmamış olacaksınız. Bu partner ilişkisi bir çok servis için başarılı bir şekilde uygulanabilir.

7. Öğretin. Deneyimlerinizi başkalarına aktarabilecek fırsatlar yaratın. Bunu bir toplantıda, okulda, çalışma ortamında istediğiniz her yerde yapabilirsiniz. Bunun amacı siz diğerlerine deneyimlerinizi ve becerilerinizi anlatırken, kendinizi de anlatırsınız. Bu şekilde verdiğiniz servisler daha iyi anlaşılır ve daha profesyonel olursunuz. Ayrıca ilerde bu eğitimlerden para kazanabilirsiniz.

8. Organizasyonlara katılın. Sizin alanınızdaki çalışanların içinde bulunduğu bir organizasyon yok mu? Çoğu alanda bunlar birden fazladır. Bunları araştırın, katılın ve size yararlarını test edin. Bu tip organizasyonlar size bir çok yeni müşteri sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Onlarla her türlü bağlantıya geçin, kartınızı verin, düzenli mail atın.

9. Sizi konuşsunlar. En iyi pazarlama taktiklerinden biri insanların sizin hakkınızda konuşması ve yazmasıdır. Bunu nasıl yapacaksınız? Bir etkinlik düzenleyin, bir açılış, bir akşam yemeği veya yeni bir trend başlatın, farklılık yaratacak şeyler bulun. Daha sonra bunu farklı yerlerde yayınlayın, daha çok insanın böyle şeyleri duyması sizin daha çok konuşulmanızı sağlar.

10. Potansiyel müşterilerle yakın temas kurun. Sizin servisinize ihtiyaç duyabilecek herkesi düşünün; Yayıncılar, şirketler, kişiler, esnaf, hayır kurumları, devlet kurumları.. Daha sonra bunların her birine spesifik olarak hazırlanmış yazıları mail/fax veya direk telefonda konuşarak ulaştırın. Onlara nasıl yardım edebileceğinizi anlatan bir fikirle ortaya çıkın. Onlara ne kadar yardımcı olur, işinizi iyi yaparsanız diğer işleri almanız o kadar kolay olur.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 12:21 pm | Yorum Yok :(