30 Aralık 2007

Sitenizden Para Kazanmak İçin Neden Google Adsense Kullanmalısınız?

adsense-ile-para-kazanmak1.jpg

Bu yazımda internet sitesi sahipleri ve blog yazarları için para kazanma amacıyla neden Adsense kullanmaları gerektiğini bazı temel maddelere değinerek açıklamaya çalışacağım.

Aslında Adsense bana şu ana kadar sadece $22,500 kazandırdı.

Bu rakam çokta kötü değil. Yaklaşık 3 senedir Adsense kullandığım ve ilk başlarda günde sadece $0.2 civarında para getirdiği düşünülürse küçük bir başarı olarak bile görülebilir bazıları tarafından. Bloglardan para kazanmak için Adsense en iyi yöntem olmasa bile aşşağıda sayacağım maddeleri göz önünde bulundurarak kullanmanızı tavsiye ederim.

Google Adsense’i Sitenizde Kullanmanız İçin 9 Neden

1. Uluslararası Trafik - Eğer sizin siteniz veya blogunuz Türkiye dışından da ziyaretçi alıyorsa, bu ziyaretçilere uygun reklam yayınlamanız normal şartlarda zordur. Örneğin benim sitelerimden biri olan fotopasaj.com fotoğraf üzerine bir site, burada Almanya’dan ve Amerika’dan da yüzlerce kayıtlı üye bulunmakta. Ben sadece X Fotoğraf şirketinden reklam alsaydım, diğer dillerde girenlerin bu reklamlara tıklama olasılığı yoktu. Fakat Adsense sayesinde diğer ülkelerden gelen ziyaretçilere uygun reklamları google seçiyor ve onların dillerinde gösteriyor. Böylece siz para kazanmaya devam ediyorsunuz. Çünkü google’ın gerçekten çok büyük bir reklam veren kitlesi var ve bunu çok güzel kullanıyor.

2. Çok Kolay Kurulum - Üç sene önce adsense kullanmaya başladığımda bu programın değişik özelliklerini test ediyordum. O zamanlar çokda anlamıyordum bu reklam olayından. Yinede Adsense bana çok kolay geldi ve kodunu google’dan aldıktan 1dk sonra sitemde reklamları görmeye başladım. İlk zamanlar Adsense’de bu kadar çeşitlilik yoktu, reklamın boyutu sitemize göre seçip, renkleriyle oynayabiliyorduk sadece. Şimdi bir çok yardımcı araç, internette reklamları nasıl yerleştirdiğimizde neler olacağını öğrenebileceğimiz yazılar, adsense hakkında birçok ipucu(şu anda okuduğunuz gibi ;D ) bulunmakta. Şu anda halen Adsense bence herkes için en kolay gelir kaynağıdır. Bu işe yeni başlayacak bir çok amatör içinde en başarılı çözümü sunacağından eminim.

3. Geniş Müşteri Portföyü - Google’a reklam veren şirketlerin sayısı ülkemizde bile binlerce, uluslararası olaraksa milyonlarca. Tüm bu şirketlerin sizin sitenizde reklamlarını göstermek ise yaklaşık 1 dakikalık bir uğraş gerektiriyor. Google Adsense sitenizin başvurusunu kabul ettikten sonra verilen kodu sitenize ekliyorsunuz ve sitenizin içeriğine uygun olarak belirli alanlardaki şirketlerin reklamları sizin sitenizde çıkıyor. Tüm bu şirketleri sizin kendi başınıza bulmanız ve sizin sitenizde reklam vermeye ikna etmeniz, bunlardan da aylık düzenli para almanız kesinlikle başka bir yöntemle olası değildir.

4. İçerikle Uyumlu Reklamlar - Adsense’deki en başarılı özelliklerden biri elbette sizin sitenizin içeriğini anlayıp, reklamları buna göre göstermesidir. Örneğin siz bir ev hanımısınız ve bebeklerle ilgili bir blog (internet günlüğü) yazıyorsunuz. Sitenizde Efes Pilsen’in reklamları çıksa ne kadar mantıklı olurdu? Ama Google Adsense sitenizin bebekler hakkında yazılar içerdiğini görüyor ve bebeklerle ilgili şirket ve ürünlerin reklamlarını gösteriyor. Böylece sizin okuyucu kitleniz hem o reklamlara daha çok tıklıyor ve konuyla ilgili farklı içeriklere de ulaşmış oluyor. Bildiğiniz gibi Adsense’te reklamlarınıza ne kadar çok tıklanırsa sizde o kadar çok kazanırsınız.

5. Bir Kere Ayarlayın ve Unutun - Bir çoğumuz sadece sitemize yazılar yazmakla meşgul olmak ister, her gün reklamları ayalamak, yeni reklam verecek şirketlere telefon açmak, ürünlerin ne kadar komisyon alacağımızı düşünüp o ürünü sitemizde tanıtmak bir çok kişi için zor ve gereksiz bir süreçtir. Adsense sizin üstünüzden tüm bu yükleri alıyor. Bir kere kodunuzu siteye yerleştiriyorsunuz ve tüm bunları Adsense sizin yerinize hallediyor. Siz o sırada sadece sitenize daha güzel içerik eklemekle meşgul olun yeter. Emin olun orjinal içerik (okuduğunuz bu yazı gibi) her zaman Google tarafından ödüllendirilir. Sizin benim yazdığım bu yazıyı başka bir blogda kopyalamanız size fazla birşey katmayacaktır. Bu yüzden reklamlarla değil kendi orjinal içeriğinizle ilgilenmeniz size para kazanma yolunda da büyük başarı sağlayacaktır.

6. Minimum Ziyaretçi Sayısı Engeli Yok - Eğer bir şirketten reklam almak isterseniz, size ilk soracağı soru sitenizin günlük kaç ziyaretçi aldığıdır. Eğer bu işe yeni başlıyorsanız çoğu şirket sizinle ilgilenmeyecektir bile. Fakat Adsense’de böyle bir sınırlama yoktur. Günde 3 kişi bile sitenize giriyor olsa Adsense bundan şikayet etmeden onlara uygun reklamları gösterecek ve tıkladıklarında hesabınıza paranızı yatıracaktır.

7. Diğer Reklam Programlarıyla Birlikte Kullanılabilir - Adsense’e ilk başladığım yıllarda başka reklam programlarıyla birlikte kullanılmaması yönünde bir çok kural bulunuyordu. Şu anda bunların bir çoğu kaldırıldı ve birçok başka reklam programını Adsense’le birlikte kullanabiliyorsunuz.

8. Farklı Reklam Formatları - Eğer bir şirketten hiç reklam almaya kalktığınız zaman size belirli bir banner verir ve sürekli bunu göstermek zorundasınızdır. Adsense’de sitenize uygun boyutlarda reklam formatlarını seçebilirsiniz. Yazı formatı, resim formatı veya video formatı gibi seçenekler sizi bekliyor.
9. Güvenilir Ödeme - Bir çok reklam programında veya reklam alacağınız şirketlerde ilk soracağınız soru “Peki ödemeyi yapacaklar mı?”. Az çok bu işlerle ilgilenmişseniz veya duymuşsanız özellikle Türkiye’de bu konuda bir şirkete güvenmek oldukça zordur. Fakat Google Adsense sözkonusuyken böyle şeyler düşünmenize gerek kalmıyor. Google dünyanın en büyük şirketlerinden biri ve ödemeleriniz bankanıza saat gibi dakik, her ay yatırılıyor. İlk yıllarda google banka çeki yolluyordu ve bunu bozdurmak masraflı oluyordu. Şu anda banka hesabınıza YTL olarak yatırıyorlar ve size sadece harcaması kalıyor.

Eğer hala Adsense’e üye olmadıysanız, sitenin yanında bulunan “Bu sayfa Google Adsense’i tavsiye ediyor” tuşuna basarak üye olabilirsiniz. Bunu yapmadan önce sitenizin bir adresi olması gerekiyor. Eğer hala bir blog açmadıysanız ücretsiz olarak blogspot.com gibi sitelerden bir üyelik alabilirsiniz. Ücretsiz servisleri pek önermediğimi Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırsınız yazımda açıklamıştım.

Sizde Adsense’le ilgili görüşlerinizi ve sorunlarınızı bu yazıya yorum yaparak bildirebilirsiniz. Bu makalede tabiki Adsense’in tüm yönlerini inceleyemedik, bazı olumsuz yönleride bulunuyor elbette. Bunlarıda başka bir yazıda anlatabilmek ümidiyle.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 4:28 pm | Yorumlar (3)

27 Aralık 2007

Sözlerinizi Hayata Geçirin

sozlerinizi_hayata_gecirin.jpg

Tutulmamış sözler sizin kariyeriniz boyunca yapacağınız en büyük hataların başında gelir. Tutulamayan sözler sorun yaratır çünkü:

Bir anlaşmaya vardınız, ama maddelerden sadece bir kısmını mı yerine getirdiniz? Ailenizden birine bir yemek sözü verdiniz, ama bir türlü o yemeğe vakit bulamadınız mı? Şöyle dediniz,” Tamam, sana borcum olsun” veya öyle geçiştirdiniz. Zamanında bitirmeniz gereken şeyler hala bitmedi mi? Eğer bunlardan birine evet dediyseniz, siz sözlerinizi tutmuyorsunuz demektir. Bu yazıda kısaca belirtmek istediğim şu ki: verdiğiniz sözlerin arkasında durun, eğer bunları gerçekleştiremezseniz bu hem sizin adınıza yansıyacak hemde geleceğinizi kötü yönde etkileyecektir.

  1. Yapmak için söz verdiğiniz şeyleri unutmayın.
    Bunun için en iyi yol, bir yere yazın! Bunları yapmaya başladığınızda yine listeler oluşturarak yol haritanızı belirleyin. Sorumlu olduğunuz konuları bir yerde toplamak her zaman işe yaramıştır. Böylece , başka şeyler dikkatinizi dağıttığında, daha önemli bir iş çıktığında veya sadece eğlendiğiniz için bunları tamamiyle unutmamış olursunuz.
  2. Sizden ne istendiğini net olarak öğrenin. Sizin ve birlikte çalıştığınız insanların, senkronize olduğunuzdan emin olun. Ne istediğiniz ve insanların sizden beklentilerinin uyuşmasını sağlayın, gerekli durumlarde kendinizi ifade edin, gerekli durumlarda kendinizi geliştirin.
  3. Kapasitenizin altında söz verin. Çoğu işte “Sözünü az ver, işini fazladan yap” tekniği başarıya ulaşır. Çoğu zaman başlangıçta öngörülen işten daha fazlasını yapmanız gerekir. Bu yüzden bir önem sırası yapıp, sonlara gelemeyebilirsiniz. Önceden nelerin kritik olduğunu öğrenmek, her zaman size yardımcı olacaktır. Gereksiz detaylar üzerinde zaman kaybetmemeniz gerekir.
  4. Konuşmalarınızda “Söz verdiğimiz gibi” etiketini yapıştırın. Bitirmeye yakın email yazarken veya projenin üstünden geçerken, verdiğiniz sözleri yerine getiriyor olduğunuzu vurgulayın. Örneğin, “Daha önce konuştuğumuz şekilde sitenin alt yapısı incelenecekti, söz verdiğimiz gibi tamamlandı rapor ekte gönderilmektedir.”
  5. Eğer bir projeyi zamanında yetiştiremediyseniz veya başka bir şeye ağırlık vermeniz gerekiyorsa, yeniden oturup konuşun.
    Biraz diplomasiye ihtiyacınız var, mesajınızı nezaketle iletin, işlerin değişime uğradığı hakkında bir yargı oluşturun. Bütünlük sağlayabilirseniz puan kazanırsınız, gözünüzü toptan ayırmayın yeter.
Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 1:19 am | Yorumlar (2)

23 Aralık 2007

Para Kazanmanın Gizli Formülü

para_kazanmanin_gizli_formulu.jpg

Uzunca bir aradan sonra tekrar yazılarıma devam edeceğim, bu ara için sizden özür diliyorum. Neden ara verdiğimin detaylarına girmeyeceğim. Bu süre zarfında sizden birçok mail ve yorum aldım, bunlar için öncelikle teşekkür ederim. Bunların büyük çoğunluğu blog yazarak veya başka yollarla internetten nasıl para kazanılacağını soran sorular içeriyordu. Motivasyondan, yemeklerden, zinde olmaktan değil, sürekli para kazanmakla ilgili yazılar yazmam istendi. Birçok kişi internetten para kazanmanın formülünü sorar gibi sorular sordu.

Gizli Bir Formül Yok

Bazı insanlar varki, para kazanmak üzerine her türlü yazıyı okuyor, aynı başlıktaki kitapları alıp kurcalıyor, para kazanmanın formülünü bulma ümidiyle ordan oraya koşturuyorlar. Onların kalbini kıracak belki ama, internetten para kazanmanın gizli bir formülü yok.

Diyet sektörüne bir göz atalım. İnsanlar diyet programlarına milyarlaca para harcıyorlar, kitaplar, videolar ve benzeri bir çok yan dalda insanlar onlara kilo verdirecek gizli bir formül arayışındalar. Formül gizli değil ve bir kaç kelime ile özetlenebilir; daha az ye, daha çok hareket et. Çok basit değil mi? Bu basit formülü kavrayana kadar daha kaç tane video seyretmeniz, daha kaç tane kitap okumanız gerekiyor?

İnternetten para kazanmakta bu kadar basitçe özetlenebilir; ziyaretçi çek, reklamları iyi ayarla. İşte, size internette zengin olmanızı sağlayacak gizli formül. Size bundan önce yazdığım ve bundan sonra yazacağım bu konu hakkındaki yazıların hepsi ya daha çok trafik çekmenizi ya da reklamları daha iyi ayarlamanızı sağlayacak niteliktedir. Eğer iyi bir ziyaretçi trafiği çekebiliyor ve reklamlarınızı ziyaretçi kitlenize göre ayarlayabiliyorsanız, zengin olmak için iyi bir yolda ilerliyorsunuz demektir.

Arada yazdığım motivasyon ve kişisel gelişim yazılarından sıkılan arkadaşlar içinde şunu söyleyim, birincisi bence para kazanmak sadece formülle değil sizin gelişiminizlede alakalıdır, ikincisi bu yazılar siteye iyi bir trafik kazandırmaktadır. Yani bundan sonra bu yazılar devam edecektir, desteğiniz için tekrar teşekkürler.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 10:03 pm | Yorumlar (2)

30 Ağustos 2007

Evinizden Çalışarak Para Kazanmak Size Uygun mu?

Evinizden Çalışarak Para Kazanmak Size Uygun mu?

Evden Çalışma Rüyası
Kendi evinizin rahatlığında çalışmak, daha güzel ne olabilir ki? Peki tamam, ama bunun gerçekten büyük artı ve eksilerini konuşmak gerekiyor. Bu yazıda size bir bakış açısı kazandıracağını düşündüğüm kilit elementleri aktarmak istiyorum. Hem evde hem de şirkette çalışmış biri olarak konu hakkında bilgi sahibi olduğumu düşünüyorum.

Evden Çalışmak: Gerçek Dünya, Artılar ve Eskiler

1. Pijamalarınızla çalışmak.

Artı: Bu en iyisi değil mi? Yataktan kalkıp pijamalarınız ve terliklerinizle işlerinizi halletmek. Güzel görünüyor ve gerçekten çoğu zaman güzel oluyor. İstediğiniz zaman istediğiniz giysi ile çalışmak oldukça rahatlatıcı olabilir.

Eksi: Çoğu insan için motivasyon nasıl giyindiğinize bağlı olarak değişir. Evet pijamalarınızla çalışabilirsiniz, fakat bunu bir süre yaptıktan sonra, önce duş alıp, sonra temiz giysiler giydiğinizde daha iyi çalıştığınızı fark edeceksiniz.

2. Patron yok.

Artı: Evet sizin omzunuzun üstünden bakan bir patron olmadığı aşikârdır.

Eksi: Aslında hepimiz bir “patron” sahibiyiz, örneğin

3. Rahat bir ajanda.

Artı: Bu en güzel faydalardan biri. Ne zaman çalışacağınıza siz karar veriyorsunuz. İstediğiniz zaman mola veriyorsunuz. Doktora mı gideceksiniz, problem değil. Çocuğunuzu mu hasta, onlara bakmak için zaten evdesiniz.

Eksi: Bir şekilde zaman ayırmalısınız, iş bitmek zorunda.(Bkz. O Bir Gün Asla Gelmez) Bu zamanı geceleri veya hafta sonlarını kullanarak yapabilirsiniz. Ama evi ve işi dengelemek oldukça zorlayıcı olabiliyor. Evde çalışmalarınıza ekstra zaman ayırdığınızda, aileniz varsa aranızda gücenmeler, küskünlükler oluşmaya başlayabiliyor. Eğer tek yaşıyorsanız bu biraz daha az etkili oluyor, ama yinede kendi özel hayatınızın zarar görmesine neden olacaktır. Bu yüzden ev ve iş hayatı arasındaki çizgileri çok iyi belirlemeniz ve buna sağdık kalmanız gerekiyor. Ne yazık ki bu tahmin ettiğiniz gibi kolay olmuyor.

4. Ofis dedikoduları yok.

Artı: Zam almak için yalakalık yapmanıza gerek yok. Kendi zammınızı kendiniz yapabilirsiniz. Ofisteki konuşmalara yabancı kalmamak için Kurtlar Vadisi veya Yaprak Dökümü seyretmenize gerek yok. Ama..

Eksi: Bu sebepler sizin rakiplerinizi nasıl öne geçirdiğini göreceksiniz. Müşterilerinizi, üyelerinizi, okuyucularınızı, fırsatları kaybedebilirsiniz, çünkü ilişkileri geliştirmek için yeterince çalışmıyorsunuz. Politika kötüdür veya iyidir diyemeyiz, o öyle bir şeydir.Ama sonuç olarak çalışmaya çok da can atmadığınız insanlarla çalışmak zorundasınız.

5. Limitsiz gelir şansı.

Artı: Şirketteki gibi yükselmek için yıllarca beklemenize gerek yok. İşinizdeki beceri ve kaliteniz sizin gelirinizi belirleyecektir. Sıkı ve akıllıca çalışırsanız gerçekten geliriniz çok yüksek rakamlara ulaşabilir.

Eksi: Bu hiç kolay değil. Akıllıca tasarlanmış bir iş planı yapmanız gerekiyor. Bu planınızı karşınıza her an çıkabilecek zorluklara karşı tekrar uyarlamanız gerekecektir. Bu yüzden çok düzenli, organize ve odaklanmış bir şekilde çalışmalısınız. Başlangıçta bunlar çok zor gelebilir, ayrıca sigorta, emeklilik ve maaş gibi önemli şeylerden yararlanamayacaksınız.

6. Kimse sizi rahatsız etmez.

Artı: Geveze ofis arkadaşlarınız artık sizi rahatsız edemeyecek, verimliliğinizi düşüremeyecek. Her gün yapılan gereksiz toplantılara da katılmak zorunda olmayacaksınız.

Eksi: Gerçektende tek başınıza kalmanız ve rahatsız edilmemeniz oldukça zor. Aileniz veya ev arkadaşınız sürekli sizinle olacaktır. Hafta sonu siz çalışmaya çalışırken onlar evde eğleniyor olabilir veya gece çalışmak istediğinizde rahatsız olup size sinirlenebilirler. Eğer çocuklarınız varsa bunu unutun gitsin, özellikle küçük yaşlarda. Bu gerçekten zorlu bir süreç ve limitlerinizi, sınırlarınızı iyi belirlemeniz gerekiyor.

Eğer tek başınıza yaşıyorsanız bu seferde izolasyon problemi ortaya çıkacaktır. Bu sefer danışmak istediğinizde veya yardım almanız gerektiğinde yanınızda pek kimse bulamayabilirsiniz. Bu tür yardımlaşmaya dayalı ilişkiler kurmanız ve bunları sıcak tutmanız gerekecektir. Kimse tek başına bir ada gibi ayakta duramaz, gerektiğinde takım çalışması ve yardımlaşma yapılmalıdır. İzolasyondaki diğer problem kendi motivasyonunuzu kendiniz sağlamalısınız. Her ne kadar inkâr etsek bile bazen birilerinin bizi zorlamasına ihtiyaç duyarız. Patron olmadan, baskı olmadan bunu kendi kendinize uygulamanız gerekecektir. Evet zorlamalar bazen motivasyon amaçlı kullanılabilir.

7. Bir kaç saat çalışacağım, daha kolay olur.

Artı: Belki gerçekten az çalışarak işlerinizi halledebilirsiniz yada az çalışmakla yetinebilirsiniz. Kendinizi düşük bütçeyle yaşamaya adapte edebilir ve fazla çalışmaya ihtiyaç duymazsınız.

Eksi: Çoğumuz için bir işi başlatma ve sürdürmek, zorlu bir iş ve uzun çalışma saatleri demektir. Tabii ki bu saatler kendi işiniz içindir ve güzel bir şeydir. Fakat zaman da sizin zamanınızdır ve zaman paraya eşittir. Kendi sevdiğiniz işi yapıyorsanız bu harcadığınız zaman size zor gelmeyebilir. Ama günün sonunda, hiçbir ilerleme kaydedemediğinizde yine “acaba doğru yolda mıyım?” sorusunu kendinize soracaksınız. Hiçbir zaman yolunuzdan sapmamalı ve planınıza sağdık kalmalısınız.

8. Daha yaratıcı fikirler.

Artı: İşin başında siz olacaksınız, işinizdeki tüm kararları siz vereceksiniz. Sizin yaratıcılığınız eğlenceli ve vahşi olabilir. Ama yinede birbiriyle çelişen durumlar söz konusu olacaktır.

Eksi: Para kazanabilmek için birilerini memnun etmek zorundasınız. Bu yüzden yaratıcılığınızı sınırlamak zorunda kalabilirsiniz. Çılgınca fikirlerinizi uygulamaya çalışmak müşterileri, yayın evlerini veya üye şirketlerinizi memnun etmeyebilir. Bu yüzden yaratıcılığınızı gelirinizi yükseltecek şekilde kullanmanız ve sınırlamanız gerekiyor.

9. Sevmediğiniz şeyleri satmaya çalışmıyorsunuz.

Artı: Artık satmak zorunda olduğunuz “ayın ürünü” olmayacak. Belki çalıştığınız şirketi az çok seviyorsunuz, ama ürünlerini satmaya çalışma artık sizi çok sıkıyor.. Yaşasın artık bunlarla uğraşma zorunda değilsiniz.

Eksi: İşiniz ne olursa olsun birşeyleri satmak ve pazarlamak zorundasınız. Asıl sizi başarı ve başarısızlık arasındaki çizgide belirleyecek de budur. Kendi inandığınız ve sevdiğiniz şeyleri satmak daha kolaydır. Eğer yaptığınız işi ve ürünleri sevmiyorsanız, halen doğru iş fikrinizi hayata geçirmemişsiniz demektir. Gerçek “satış” insanlara yardımcı olacak şeyleri verebilmektir. Müşterilerinizin ihtiyaçlarını iyi analiz etmeli ve onlara yardımcı olmalısınız, ancak bu ölçüt çerçevesinde satışlarınızı arttırabilirsiniz.

10. Kâbus gibi müşterilere son.

Artı: Eğer müşteri size garip geldiyse, hizmetinizi anlamıyorsa ya da tipini beğenmediyseniz her zaman “güle güle” diyebilirsiniz.

Eksi: Hiç bir zaman bu tür müşterilerden tamamen kurtulamazsınız. Bu yüzden böyle durumlarla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeniz gerekir.

Tüm Zorlukları Nasıl Aşarsınız

İki kelime, iş planlaması. Tüm bunlarla başa çıkabilmeniz için yapabileceğiniz en iyi şey bir iş planına sahip olmaktır. Eğer sizi finanse edenlerle paylaşmayacaksanız bunun resmi olması gerekmez. Ama ne kadar detaylı bir plan yaparsanız bu size o kadar yarar sağlayacaktır. Bu konu hakkında internette birçok kaynak bulabilirsiniz.

Son Sözler

Bu makale, evden çalışma rüyanızı gerçekleştirmeye çalışırken, sizin şevk ve kendinize güveninizi kırmak için yazılmadı. Fakat gerçeklerle yüz yüze gelmelisiniz, size burada hem iyi hem de kötü yönlerini göstermeye çalıştım. Böylece rüyanızı gerçekleştirmeye çalışırken ne kadar rahat olacağınızı görmeniz daha rahat olacaktır. Evden çalışmak gerçekten harika bir şey, fakat herkes için değil. Her zaman şunu unutmayın, eğer işler kötü giderse bir gün yine eskiye dönüp birilerinin yanında çalışabilirsiniz.

İlginizi çekebilecek yazılar

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 9:31 pm | Yorumlar (26)

27 Ağustos 2007

Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin

Harekete Geçmeyi Alışkanlık Haline Getirin

Kendi alanlarında başarıya ulaşmış insanlar ortak bir değeri paylaşırlar, onlar işleri hallederler. Bu değere ulaşmak için zekalarını, bağlantılarını, yeteneklerini kullanırlar.

Bu konseptin güzel yanı sonuca ulaşmak için oldukça basit bir yol izlemesidir. Harekete geçme alışkanlığı bunun temelini oluşturur, şimdi harekete geçmenizi ve bunu alışkanlı haline getirmenizi sağlayacak 7 ipucundan bahsedelim.

1. Herşey mükemmel olacak diye beklemeyin. Eğer başlamak için herşeyin mükemmel olmasını beklerseniz, asla başlayamayabilirsiniz. Her zaman hazır olmayan birşeyler olacaktır. Zamanı gelmemiş, pazar oluşmamış veya yapacağınız işte çok rekabet olabilir. Gerçek dünyada başlamak için kusursuz bir zaman yoktur. Harekete geçmeli ve sorunlarla başa çıkmalısınız.

2. İş bitirici olun. Sürekli işleri nasıl yapacağınızı düşünmeyin, onları yapın. İşinizi geliştirecek yeni bir fikriniz mi var? Neden bunu hemen gidip açıklamıyorsunuz. Aklınızda oluşan bir fikir, aklınızda kaldıkça gücünü yitirecektir. Bir kaç gün sonra eski isteğinizi de kaybedeceksiniz. Bir kaç hafta sonra ise tamamen unutmuş olacaksınız. Ama aklınızdakini sürekli harekete dökerseniz, aklınıza çok daha yeni fikirler geleceğini göreceksiniz.

3. Fikirler tek başlarına başarıya ulaşamazlar. Fikirleriniz önemlidir, ama onları gerçekleştirmek daha önemlidir. Gerçekleştirilmiş normal bir fikir, “bir gün” gerçekleştirilmek üzere bekleyen bir düzine mükemmel fikirden daha değerlidir. Eğer gerçekten işe yarayacağını düşündüğünüz bir fikre sahipseniz, bunu gerçekleştirmek için bugün birşeyler yapın. Harekete geçmediğiniz sürece bu fikirle bir yere varamazsınız.

4. Korkularınızı yenmek için hareket enerjinizi kullanın. Kalabalık bir toplulukta konuşma yapacak bir insan için en zor zaman, kendi sırasını beklediği zamandır. En profesyonel insanlar bile bu heyecanı yaşarlar. Konuşmaya başladıkları anda tüm korku ve heyecanları son bulur. Harekete geçmek korkularınızı yenmenin en iyi ilacıdır. Harekete geçmenin en zor yeri, harekete başlamayı beklemektir. Top yuvarlanmaya başladıktan sonra kendinize güveninizi kazanırsınız ve işler daha kolay yürümeye başlar. Korkunuzu yenin ve harekete geçin, kendinize olan güveniniz bunu sağlamlaştıracaktır.

5. Yaratıcılık makinenizi çalıştırın. En büyük yanılgı, yaratıcı bir çalışma yapmak için ilhan gelmesini beklemektir. Eğer yüzünüze ilham yağması için beklerseniz, işlerinizi yaparken çok zaman kaybedersiniz ve belirli bir periyot yakalayamazsınız. Beklemek yerine, yaratıcılık makinenizi siz kendiniz çalıştırın. Eğer bir şey yazmanız gerekiyorsa, kendinizi sıkın ve oturup yazın. Kalem kağıdı alın, düşünün, karalamalar yapın; kalemi hareket ettirdiğiniz anda aklınıza yeni fikirler gelecektir.

6. Anı yaşayın. Şu anda ne yapabileceğinize odaklanın. Geçen hafta ne yapamadıklarınız hakkında kendinizi üzmeyin, yada yarın yapabileceklerinizle. Sizin etkileyebileceğiniz tek zaman, şimdiki zamandır. Eğer sürekli geçmişe veya geleceğe takılırsanız, hiçbir şey yapamadan oturursunuz. Yarın veya sonraki hafta, hiçbir zamana dönüşür.

7. Hemen iş başı yapın. İnsanlar asıl toplantıdan önce aralarında sohbet ederler, küçük tartışmalar yaparlar. Tek başına çalışanlar için de sosyalleşme ihtiyacı nedeniyle, bu durum benzerlik gösterir. Bir işe başlamadan önce email kutunuzu kaç kere kontrol ediyorsunuz, televizyona ne kadar göz atıyorsunuz? Bu gibi durumlar sizin konsantrasyonunuzu bozacaktır, bu yüzden bunları geçip hemen işe koyulmanız gerekir.Her zaman ulaşmanız gereken noktaya doğru ilerleyin, böylece çok daha verimli olacaksınız.

8. Bonus ipucu. Başınızda sizi kontrol eden insanlar varken, onların onayını almadan harekete geçmek cesarat ister. Belkide bu yüzden her yeri patronlarla çevrili insanlar pek nadir girişimci ruhuna sahip olabiliyor. Eğer aklınızda iyi bir fikir varsa, kimseden izin almadan bunu gerçekleştirmeye başlayın. İnsanlar sizin işleri gerçekten halletmeye çalıştığınızı anladıklarında, size katılmak isteyeceklerdir. Sizin patronlarınız bir işi yapmak için kimseden izin almazlar, sizde onlara katılmak istiyorsanız kendi başınıza hareket edebilmeyi öğrenmelisiniz.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 5:00 pm | Yorumlar (5)

7 Ağustos 2007

Para Kazanmak ve Mutluluğa Ulaşmak Arasındaki Denge

Para-Kazanmak-Mululuga-Ulasmak

Okuduğumuz haberlere göre, silikon vadisindeki milyoneler kendilerini pek de zengin hissetmiyorlarmış.

Bu kendilerini huzursuz hisseden milyonerler hali hazırda zaten zenginler, ama onlar için şu anda en önemli olan şey prestij kazanmaktaki yarışları, bu yarışta ne kadar çok kazanırlarsa prestijleri o kadar artıyor. Bunun sonucu olarak en iyiler arasına girebilmek için daha fazla kazanmak ve bunun için haftada 80 saatten fazla çalışmak gerekiyor. Gelecekte olası bir mali sıkıntı korkusuyla bu zaten zengin olan insanlar kendilerini işkolik bir hayat tarzıyla cezalandırmaya devam ediyorlar.

Kıskançlık ve özentilik daha fazla kazanmanızı sağlamaz.

Kıskançlık mantıksız ve verimsiz sonuçlar doğurur. Şunu itiraf etmeliyim ki bende daha önce gördüğüm çok para yapan ürünlere veya internet sitelere sahip olanları kıskanıyordum. Kontrol edilmediği zaman kıskançlık sizi kötü bir duruma sokabilir.

Eğer sizin rakibiniz direk sizi, sattığınız ürünü veya sitenizi hedef almamışsa, onun hakkında kaba davranmak gereksizdir. Zaman çok önemlidir ve yatırımınızı gerektirir. Başkalarına dalaşmak ve onların başarıları için kendinizi sıkıntıya sokmak yerine, kendinizi ve verdiğiniz hizmetleri geliştirmeye odaklanmalısınız.

Bu her ne kadar biraz klişe gibi görünsede, sizin en önemli rakibiniz yine kendinizdir. Kesinlikle oların yaptıklarını ölçün biçin, ama bunu kendinizi geliştirmek için kullanın. Bunların sizde negatif düşüncelere ve strese neden olmasına izin vermeyin.

Kıskançlık yardımıyla siz kendinizi motive ederek rakiplerinizin seviyesinde para kazanabilirsiniz, ama aynı zamanda bu sizin asıl hedefinizden sapmanıza ve kendinizi çok kasmanıza sebep olabilir. Profesyonel olarak her zaman başarıya aç olun, ama bundan ileriye gitmeyin.

Sanırım kendi sitenizi veya ürünlerinizi diğerleriyle çok sık karşılaştırmamak en iyi seçenek, diğer türlü bu motivasyondan çok sizde strese sebebiyet verir. Siz kendi yönünüzü belirleyip belirli aralıklarla kaydettiğiniz ilerlemeyi ölçmek maksadıyla kullandığınızda, bu sizin doğru yolda olduğunuzu gösterecek ve motivasyon sağlayacaktır.

Para ve Mutluluk

Yazının başında belirttiğimiz milyonerler sosyal baskı altında ezilmiş ve kendilerini sürekli daha fazla kazanmak için motive etmişlerdir. Fakat hali hazırda zaten rahat bir yaşam sürebileceklerini göz ardı ettikleri aşikardır.

Bu tamamen çevrenin etkisiyle oluyor ve çoğumuzun başına gelebilir. Ailemiz ve yakınlarımız çoğu zaman insanlara kazandıkları para ölçüsünde değer verme yanlışlığına düşmektedir. Buda insanları kendi istedikleri yollardan çıkartıp, sadece daha fazla kazanmak uğruna istemedikleri işleri yapmaya zorlamaktadır. Dalai Lama’nın Mutluluk Sanatı adlı kitabında şu maddelere yer veriliyor.

  1. Hayatın amacı mutluluktur.

  2. Mutluluk dışardaki olaylarla, durumlarla değil, içinizdeki duygularla ölçülür.

  3. Mutluluğa ulaşmak için akıl ve kalbin sistematik bir şekilde egzersizleriyle mümkündür, bu doğrultuda dışarıya bakış açımızı değiştirmek gerekir.

  4. Mutluluğun anahtarı sizin elinizdedir.

Sanırım bunlardan bazılarını para kazanmaya çalışırken aklımızda tutmak, hayatımıza yön veren önemli kararlarda yardımcı olacaktır.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 8:53 pm | Yorumlar (4)

1 Ağustos 2007

Özel İşlerinizi Pazarlamak İçin Yapmanız Gerekenler

Kendini Pazarlamak

Benim gibi yazarlar, programcılar, grafik tasarımcıları ve diğer kendi işini tek başına yapabilenler için, bu işlerin pazarlama ve satış durumu her zaman kolay olmuyor.

Aslında pazarlama bizim işimizin önemli bir parçası, hayatta kalabilmek için de bunu iyice öğrenmek ve uygulamakta fayda var.

Şansımız var ki pazarlama kuralları o kadar da zor değil, tabi ki kimsenin pazarlamacı olmasına gerek yok. Çalışmalarımızdan ekmek yiyebilmemiz için biraz ucundan başlamak, bu yönde de kendimizi geliştirmekte fayda var.

1.Blog yazmak. Bu benim favorim kesinlikle. Ama bir blog açıp, bugün hangi bitki çayını denediğinizi yazmak işiniz için yeterli olmayacaktır. Her gün gerçekten faydalı olacağını düşündüğünüz bir yazı yazmak için efor harcayın. Eğer bunu yaparsanız, bir şekilde bir okuyucu kitlesine sahip olursunuz. Diğer sitelerden size yazı teklifleri gelebilir. Büyük ve küçük sitelerde sizin yazılarınız tavsiye edilmeye başlar, işte dostlar bundan sonra isminiz duyulmaya başlar (Bknz. Blog Yazarak Nasıl Para Kazanırım). Kesinlikle “hakkımda” sayfanızda sizin gerçek bilgileriniz olmasına dikkat edin, ne yaptığınızı, size nasıl ulaşacaklarını belirtin.

2.Arkadaşlarınıza mail atın. Kendi başınıza çalışmaya başladığınızda, arkadaşlarınıza, ailenize, tanıdığınız herkese kendi hakkınızda mail atın. Onlara hangi işi yaptığınızı ve nasıl çalıştığınızı anlatın. Spesifik olarak yazılarınızı, broşürlerinizi, web sitenizi, reklam tasarımlarınızı, düğünlerde çektiğiniz fotoğraflarınızı ne yapıyorsanız onu anlatın. İnsanlar sizin ne yaptığınızı az çok biliyor olabilirler, fakat onlara spesifik detaylar verirseniz onlar bunu daha iyi anlar ve bu tip servislere ihtiyaç olduğunda size dönebilirler. Çevresi geniş olanlardan özellikle size referans olmalarını isteyin, unutmayın arkadaşlarınız en iyi satışı yapmanız için en çok yardımcı olanlardır.

3. Yayıncılara mail atın. Kitapların ve dergilerin iletişim adreslerine bakınmak için biraz zaman ayırın. Verdiğiniz servise göre editöre veya reklam direktörüne mail atın. Bir fikir sunun ve tek seferlik iş yapmaya çalışın. Eğer başarılı olursanız, düşük ücretleri dert etmeyin ve kabul edin (bunun karşılığında sitenizin adresini yayınlatın). Bu ücretsiz bir reklamdır. Ayrıca beğenilirse bu sürekli işiniz haline bile gelebilir.

4. Misafir yazarlık. Eğer kendi bloğunuzu açmaya karar vediyseniz, ilk başlarda fazla kişinin sizin sitenizi bilmemesi biraz sinir bozucu olabilir. Kendinize güvenin ve diğer okuru bol bloglardan birine güzel bir yazıyı ücretsiz olarak yazın ve sitenize referans verin. Tüm bloglar buna sıcak bakmıyor, fakat güzel bir yazıyı kabul edecek bir sürü site var. Büyük bir sitede yazılarınız yayınlandıktan sonra, diğer küçük sitelerde bunlardan bahsederler. Böylece amacınıza ulaşmış, bir çok sitede kendinizi tanıtmış olursunuz. Bundan sonra sizin sitenize ve sattığınız servislere olan talep artacaktır. Diğer bloglara yazarken, en iyi işinizi çıkardığınızdan emin olun, çünkü burada kendi becerilerinizi pazarlıyorsunuz.

5. Yardımlaşın. Diğer blog yazarlarıyla yada işinizle alakalı diğer insanlarla ortak bir şekilde yapılacak projeler üzerine araştırma yapın. Grupta herkesin tek başına yapabileceğinden çok daha kapsamlı ve ses getiren işler çıkarılabilir. Sizde grupta olduğunuza göre bu sizin referansınızdır ve kendi işlerinizi pazarlarken çalışmalarınız en önemli kozlarınızdır. Hem kendinizi geliştirmiş, hemde farklı kitlelere başarılı bir şekilde ulaşmış olursunuz.

6. Diğer özel çalışanlarla partner olun. Örneğin siz bir yazarsınız ve tasarımcı biriyle ortak çalışabilirsiniz. Çoğu durumda bir iş bir çok servisi kullanmayı gerektirir, normalde tek başınıza alamayacağınız işleri partneriniz sayesinde alabilirsiniz. Tasarımcı partnerinize de bir yazarlık işi geldiğinde size bildirecek böylece bu işleride kaçırmamış olacaksınız. Bu partner ilişkisi bir çok servis için başarılı bir şekilde uygulanabilir.

7. Öğretin. Deneyimlerinizi başkalarına aktarabilecek fırsatlar yaratın. Bunu bir toplantıda, okulda, çalışma ortamında istediğiniz her yerde yapabilirsiniz. Bunun amacı siz diğerlerine deneyimlerinizi ve becerilerinizi anlatırken, kendinizi de anlatırsınız. Bu şekilde verdiğiniz servisler daha iyi anlaşılır ve daha profesyonel olursunuz. Ayrıca ilerde bu eğitimlerden para kazanabilirsiniz.

8. Organizasyonlara katılın. Sizin alanınızdaki çalışanların içinde bulunduğu bir organizasyon yok mu? Çoğu alanda bunlar birden fazladır. Bunları araştırın, katılın ve size yararlarını test edin. Bu tip organizasyonlar size bir çok yeni müşteri sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Onlarla her türlü bağlantıya geçin, kartınızı verin, düzenli mail atın.

9. Sizi konuşsunlar. En iyi pazarlama taktiklerinden biri insanların sizin hakkınızda konuşması ve yazmasıdır. Bunu nasıl yapacaksınız? Bir etkinlik düzenleyin, bir açılış, bir akşam yemeği veya yeni bir trend başlatın, farklılık yaratacak şeyler bulun. Daha sonra bunu farklı yerlerde yayınlayın, daha çok insanın böyle şeyleri duyması sizin daha çok konuşulmanızı sağlar.

10. Potansiyel müşterilerle yakın temas kurun. Sizin servisinize ihtiyaç duyabilecek herkesi düşünün; Yayıncılar, şirketler, kişiler, esnaf, hayır kurumları, devlet kurumları.. Daha sonra bunların her birine spesifik olarak hazırlanmış yazıları mail/fax veya direk telefonda konuşarak ulaştırın. Onlara nasıl yardım edebileceğinizi anlatan bir fikirle ortaya çıkın. Onlara ne kadar yardımcı olur, işinizi iyi yaparsanız diğer işleri almanız o kadar kolay olur.

Okuduğunuz yazı ilginizi çektiyse, aşağıdakileride incelemelisiniz.

Gönderilme 12:21 pm | Yorum Yok :(